DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Sağanak Yağışlı
14°C
Diyarbakır
14°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Parçalı Bulutlu
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
17°C
Çarşamba Gök Gürültülü
13°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
12°C

Silahları ele geçiren savcılar cezaevinde unutulmasın

Silahları ele geçiren savcılar cezaevinde unutulmasın
01.06.2021
0
A+
A-

(Savcı Aziz Takçı, 8 Mayıs 2015. Tarsus adliyesinde hakkında verilen tutuklama kararı sonrasında cezaevine götürülürken.)

Arzu YILDIZ

Sedat Peker’in “Suriye’ye SADAT benim üzerimden arazi araçları, TIR’larla silah gönderiyordu. Silahlar  El Nusra’ya teslim ediliyordu” açıklamalarının ardından 1 ve 19 Ocak’ta Adana’da durdurulan ve MiT’e ait olduğu iddia edilen silah yüklü TIR’larla ilgili soruşturmayı yürüten asker ve savcılar yeniden gündeme geldi.

2014 yılı Ocak ayında yaşanan olaydan kısa süre sonra aramalarda görev alan askerler tutuklandı. Alay komutanı Özkan Çokay açığa alındı. 8 Nisan 2015’te  soruşturma savcıları Özcan Şişman, Aziz Takçı ve eski Adana Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık, Başsavcıvekili Ahmet Karaca tutuklandı.

1 Ocak 2014, Adana Hatay yolu üzerinde silah kaçakçılığı yapıldığı iddiasıyla bir TIR durduruldu. Olayı Radikal Gazetesinden Fatih Yağmur son dakika olarak duyurup, haberleştirdi. TIR’ın durdurulduğu nokta Adana-Hatay arasında olduğu için olay yerine Hatay Savcısı Yaşar Kavalcıoğlu ve polis güçleri gitti.

TIR’da arama yapılmasına karşı şoförler ve TIR’a eskortluk yapan araçtakiler direnince olay yerine Adana Terörle Mücadele Bürosu savcılarından Özcan Şişman, yanında polis korumasıyla gitti. Şişman, ve Kavalcıoğlu’na çeşitli siyasetçiler ve bürokratlardan olay yerinden uzaklaşmaları için telefonla baskılar gerçekleşti.

Şişman ve Kavalcıoğlu, olay yerinde yaşanan krize ve baskılara rağmen aramada ısrar edince, TIR’a eskortluk eden ve MİT mensubu olduğunu söyleyen şahıslar tarafından savcı Şişman’a şahısların silah doğrulttuğu iddia etti. Bölgedeki polisler olay yerinden çekilince savcı Kavalcıoğlu ve Şişman da olay yerinden uzaklaştı.

Savcı Şişman olay yerinde tehdit edildikleri ve kendisine silah doğrulttuğu iddiasıyla bir tutanak düzenledi ve olay yerindeki ismi dahi tespit edilemeyen kişilerin soruşturulması için başvuruda bulundu. Savcı Şişman aynı gece bana yaptığı açıklamada, “silahla tehdit edildiğini buna rağmen polisin olay yerinden ayrıldığını ve can güvenliği endişesi taşıdığını” anlattı. (bu haber t24’de 3 Ocak 2014 gecesi yayınlandı)

1 Ocak 2014’de ilk TIR’ın durdurulması ve savcıların arama yapılmasındaki ısrarı karşısında tartışmalar yaşanırken, aramaların sonlandırılması ve Savcı Şişman’ın görevden alınması için olaydan habersiz olan Adana’da ailesiyle yaşadığı evde oturan Başsavcı Süleyman Bağrıyanık’ı Adalet Bakanı, Adalet Bakanı müsteşarı ve MİT görevlileri aradı.

Başsavcı Bağrıyanık, “olaydan haberi olmadığını, hiç bir soruşturmaya müdahale edemeyeceğini, bunun suç olduğunu” belirterek, talepleri reddetti. Kendisine baskı yapan Adalet Bakanı ve diğer isimlerle ilgili aynı gece tutanak düzenledi ve baskılara ilişkin aldığı ses kaydını da dilekçesine ekleyerek, ertesi gün suç duyurusunda bulundu.

Başsavcı Süleyman Bağrıyanık ve Özcan Şişman tarafından hazırlanan şikayet dilekçeleri o dönem Adana’da başsavcıvekili olarak görev yapan Ahmet Karaca tarafından imzalanarak işleme konuldu. Kanunlar gereği Ahmet Karaca’nın yapılan şikayet dilekçesini reddetme gibi bir durum hukuken mümkün değildi.

19 Ocak 2014’de Ankara’dan Hatay’a silah ve mühimmat yüklü üç TIR’ın  yola çıktığı İhbarı Adana kolluk güçlerine yapıldı. Savcılık Plakaları verilen ve ihbara konu olan TIR’ların durdurulmasıyla ilgili karar hazırladı. Bölgeye askerler gitti ve yapılan ihbarda plakası belirtilen üç TIR’ı durdurdu. TIR’lara  eskortluk yapan araçtan inen ve MİT mensubu olduklarını belirten ancak askerlere kimliklerini göstermeyen şahıslar arasında arbede yaşanınca, Adana’da ailesi ile piknikte olan savcı Aziz Takçı durumdan haberdar edildi.

Savcı Takçı, olay yerine gitmek zorunda kaldı. TIR’ların içerisinde arama yapıldı ve mühimmatlar tespit edildi. Daha sonra TIR’ların trafiğin yoğun olduğu Adana Hatay yolunda bulunması , kamusal alanda tehlike oluşturduğu belirtilerek en yakın askeri kışlaya getirilmesine karar verildi. TIR’ları kullanmaları için askerler görevlendirildi. Araçların şoförleri aynı TIR içerisinde askerlerle beraber yolculuğa başladı.

Ancak birkaç kilometre ilerledikten sonra araçlarda bulunan MİT mensubu olduğunu iddia eden kişi, TIR’ı durdurması için aracı kullanan askerle kavga etmeye başladı. Konvoy, yaşanan kavga nedeniyle yol ortasında durdu. Askerler ve Şoförler arasında kavga hararetlenince karşı koyan MİT mensubu olduğu iddia edilen şahıslara müdahale edildi. Konvoy tekrar yoluna devam edebildi.

Tırlar güvenli bir alana çekildikten sonra aynı gece tekrar yola çıktı ve nereye gideceği söylenmedi. TIR’ların içerisinden alınan mühimmat numunesi inceleme yapması için Jandarma Kriminal Büroya gönderildi. jandarma raporunda “silahların usulüne uygun yüklenmediği, TIR’ların ani fren yapması halinde birçok insanın hayatına mal olacak bir patlama yaşanabileceği, halkın hayatını riske atacak şekilde tedbirsiz bir sevkiyatta yapıldığı” yönünde rapor düzenledi.

Olaydan sonra iktidara yakın medya kurumları Adana’da MİT mensuplarına silah çekildiği, Bayırbucak Türkmenlerine gıda ve yardım malzemesi taşınmasının engellendiği ilan edildi. Savcılar haberlerin yayınlanmasından kısa süre sonra dosyadan el çektirildi. Askerler açığa alındı. Olay yerinde aramaya katılan “Vahim” isimli köpek Diyarbakır’a sürgün edildi.

Savcılarla ilgili HSYK’da soruşturma başlatılması olayların basında yer almasının ardından 2014 yılı başlarında, 1.Daire Başkanı olarak görev yapan İbrahim Okur tarafından HSYK gündemine getirildi. Okur’un girişimi ile savcılar hakkında HSYK’da soruşturma başlatılmasına neden oldu. TIR’ların içerisinde mühimmat olduğu HSYK müfettişinin hazırladığı raporda resmî olarak yer aldı.

Evrakı o dönemde Grihat isimli internet sitesinde ben yayınladım. TIR’ların içerisinde mühimmat bulundu diye haber yaptım. Haber o dönem Karşı Gazetesi’nde alıntılandı. İki haber sitesi de haberin yayınlanmasından kısa süre sonra erişime engellendi. Bürolarında arama yapıldı.

Ardından gazeteci Ahmet Şık, savcılarla yaptığı röportajı Cumhuriyet gazetesinde yayınladı. Can Dündar, TIR’ların içerisinde olan mühimmatların görüntülerini haberleştirip, yayınladı.

6 Mayıs 2015’de Tır soruşturmasında adı geçen dört savcı ve eski Alay Komutanı Özkan Çokay hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Savcılar ve Alay komutanı Özkan Çokay, 7 Mayıs 2014’de “devlet sırlarını ifşa” ve “askeri casusluk” iddiasıyla Tarsus Nöbetçi ACM’de hakim karşısına çıktı.

Savcılar ve olay yerinde görev yapan askerlerin tamamı TIR’ların MİT’e ait olmadığını, buna dair MİT’den resmî bir yazının gelmediğini ve dosyada olmadığını söylediler ve tüm savunmalarını bunun üzerine yaptılar. Dosyada MİT Tırları olduğuna dair bir yazı yoktu. Ayrıca olayda adı geçenlerin MİT personeli olduklarını iddia etmelerine rağmen kimlik göstermedikleri, görev yazısı göstermedikleri olayın silah kaçakçılığı olduğu ifade edildi. Aziz Takçı ve Özcan Şişman Adana Bölgesinde benzer çok soruşturma yaptıklarını silahların götürüldüğü bölgede cihatçı grupların olduğunu anlattılar.

Takçı mahkemede; “burada bizi yargılamıyor ileride yargılanacağınız davanın iddianamesini yazıyorsunuz. Aramayı ben yaptım. Silahları ben gördüm. TIR’lar MİT’e ait değil” demişti.

Adana eski Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık TIR’ların durdurulmasından bağımsız olarak “Bakan hakkında tutanak tutmak ve savcılara müdahale etmemek” ile suçlandı. Başsavcıvekili Ahmet Karaca ise bu suç duyurularını işleme koyduğu için yargılandı.

Savcılar hakkında Tarsus’ta görülen dava sonrası 8 Mayıs 2014’de tutuklama kararı verildi. Ancak daha sonra Adalet Bakanlığı ve Tarsus İnfaz Savcılığı arasında geçen yazışmalar ortaya çıktı. Yazışmalara göre 8 Mayıs’ta verilen tutuklama kararı bakanlık tarafından 7 Mayısta Tarsus Savcılığından talep edilmişti. Kararın tutuklamadan bir gün önce hazır edildiği anlaşıldı.  Savcıların ifadelerinin görüntüsünü o dönemde hiçbir kurum yayınlamayı kabul etmedi. Kendi YouTube hesabımdan yükleyerek, Tarsus’taki savunmaları paylaştım.

Savcılar, “Fetullahçı Terör Örgütü Üyeliği” suçlaması yapılmadı. Kararda ve devam eden davada bu konu sorulmadı. Ancak Yargıtay 16.Ceza Dairesinde ilk celsesinden itibaren “devlet sırrı” gerekçesiyle kapalı görülen davalar boyunca MİT, TIR’ların kendisine ait olduğuna dair yazı göndermedi. Ayrıca savcılar Devlet sırrının ne olduğuna dair Türkiye’nin tanımlayıcı bir yasasının olmadığını belirtti. Suçun sır olamayacağını mahkemedeki savunmalarında dile getirdiler.

15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından tutuklu olan savcıların adreslerine gözaltı işlemi yapması için polis gönderildi. Ancak savcıların zaten tutuklu olduğu anlaşılınca tutanağa not düşürülerek geri dönüldü.

Yargıtay’da görülen davada savcılar hakkında “paralel yapı” ya da “FETÖ” suçlamasıyla tutuklanmamalarına ve bunla ilgili suçlanmamalarına rağmen, itirafçı beyanı olduğu gerekçesiyle devlet sırrını ifşa ve üyelikten ceza verildi. Herkesin Sedat Peker üzerinden AKP’nin kirli Suriye politikasını konuştuğu bugünlerde sadece görevlerini yaptığı için hüküm giyen bu insanları gündemde tutmak vicdan sahibi herkes için bir borç olmalı…


© Ahval Türkçe

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.