DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
27°C
Diyarbakır
27°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C

Rojava’dan AİHM’de Türkiye’ye karşı açtığı dava kabul edildi

23.09.2020
0
A+
A-

Rojava’nın Hesekê kentinde yaşayan Jiyan Hac Derwîş isimli 7 yaşındaki kız çocuğunun temiz içme suyu olmadığı için hastalanması üzerine, küçük kızın babası Ferhad Hac Derwîş AİHM’de sularını kesmesilmesinden sorumlu tutuğu Türkiye’ye dava açtı.

Rojava’dan Türkiye aleyhine AİHM’e açılan ve kabul edilen ilk dava olması itibariyle bu davanın önemi, Rojava’daki hak ihlallerinin hukuksal anlamdaki başvuruların önünü açabilir.

Olayın Türkiye toprakları dışında cereyan etmesine rağmen AİHM’in davayı kabul etmesi, bir ilk olarak görülüyor. AİHM’e dava açabilmek için dava açılan ülkenin iç hukuk yollarının tükenmiş olması gerekiyor.  Dava avukatı Sêve Îzolî,  Suriye’deki savaş koşulları, koronavirüs salgını ve davalı tarafın Türkiye vatandaşı olmaması nedeniyle AİHM’in davayı kabul ettiği belirtiyor.

Hesekê suyunun kesilmesi nedeniyle Türkiye’ye AİHM’de açılan davanın avukatı, Rojavalı Hukuk Uzmanı ve avukat Sêvê Îzolî ile açılan davaya ilişkin konuştuk.

Türkiye destekli SMO’nun Hesekê bölgesine gelen içme suyunun kesilmesi konusunu AİHM’e taşıyan Îzolî Türkiye’ye dava açan ilk Rojavalı avukat olarak da biliniyor.   Sevê Îzolî ile AİHM’de Türkiye’ye karşı açılan davanın seyrini şöyle anlatıyor.

-AİHM’de Hesekê kentinin suyunun SMO gruplarınca kesilmesi, orda yaşanan insani durum nedeniyle bir Türkiye’ye bir dava açtınız. Açtığınız dava hangi aşamada.

AİHS’in 39 acil kodlu maddesine dayanarak Türkiye’ye dava açtık. Çünkü Hesekê kentinin suyunun kesilmesi nedeniyle çocuklar hastalanmıştı ve  acil bir insani durum söz konusuydu. Amacımız mahkemenin Türkiye’nin sorumluluğundaki gruplara kestiği suyu bırakmasını açması yönünde karar almasını sağlamaktı.

Ancak mahkeme davamızı 39’uncu ‘acil’ madde üzerinden kabul etmedi. Normalde AİHM bir davayı kabul etmez ise dosyanın kapanması gerekiyor. Ancak, bizim dosyamız kapanmadı. Çünkü hukuki, insani yönünü ortaya koyan çok ayrıntılı bir dosya hazırladık. Bu bir sıradan vatandaşın Türkiye’ye yönelik açtığı herhangi bir dava değil. Türkiye’de iç hukuk yolları tükenmeden hiçbir vatandaş AİHM’de normalde Türkiye’ye karşı dava açamaz. Bunun iki nedeni var.

Birincisi, bu olay Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında gerçekleşmemiştir. SMO’ya bağlı gruplar Serêkaniyê’den Hesekê’ye gelen suyu kesmiştir. İkincisi, davanın AİHM’de kabul edilmesi için gerekli olan dava açtığınız ülkenin iç hukuk yollarını tüketilmesi konusu bizim davada uygulanamaz çünkü, davalı taraf Türkiye vatandaşı değil, Türkiye’de yaşamıyor. Bu iki kriterler bizim davada gerçekleşmemiştir. Bu yüzden normalde AİHM’in bu davayı kabul etmemesi gerekiyor. Buna karşı biz, 58 sayfadan oluşan dava dosyası hazılarıyarak gerekçelerimizi mahkemeye sunduk.

Dosyada SMO’nun kontrolüne geçen Serêkaniyê’deki olaylardan Türkiye sorumlu mudur? Mahkeme için Türkiye devlet kurumları veya ordusunun bizzat bu suçu işlemiş olması şart değildir. Bu bölgenin Türkiye devletinin kontrolündeki grupların elinde olması onu sorumlu kılar.

Örneğin bir Kürt aile çocukları polisler tarafından kaçırıldığı ve faili meçhul cinayete gittiği için AİHM’de dava açmıştı. Türk polislerin o kişiyi götürdüğüne dair ailenin elinde herhangi bir delil olmamasına rağmen mahkeme Türkiye aleyhine karar verdi. Çünkü, her vatandaş devletin sorumluluğu altındadır ve çocukları kaybolan ailenin başvurularına rağmen herhangi bir soruşturma başlatılmamıştı.

Bu tür emsal davalar ve Türkiye’nin gittiği her yerde Türk bayraklarını asması bizim davamız için avantaj sağladı diyebiliriz. Çünkü bir ülkenin başka kendi topraklarında bayrak açması oranın sorumluluğunu üstleniyor demektir. Biz de dava dosyamızda Rojava’daki bölgelerde açtıkları Türk bayrakların resmini ve yetkililerin konuşmalarına yer verdik. Hatta Suriye Milli Ordusu denen silah…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.