DOLAR
18,6344
EURO
19,6306
ALTIN
1.077,07
BIST
4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Açık
14°C
Diyarbakır
14°C
Açık
Pazar Az Bulutlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
12°C
Salı Çok Bulutlu
11°C
Çarşamba Az Bulutlu
12°C

Rencüzoğulları: Rusya’nın İdlib saldırısı Türkiye’ye ateşkes bitti mesajıydı

Rencüzoğulları: Rusya’nın İdlib saldırısı Türkiye’ye ateşkes bitti mesajıydı
04.11.2020
0
A+
A-

Türk ordusu, Hama ve İdlib’deki gözlem noktaları ve üslerinden çekilmeye devam ediyor. Morek üssünü boşaltan işgalci devlet ardından; Şer Mehar, Serman, Tıl Tokan, Tirnebe, Merdih, Meret, Hetat ve Serakib’deki noktalarını da boşalttı. Askeri noktaların boşaltılmasına paralel olarak bölgede yükselen tansiyon ve 26 Ekim’de şimdiye kadar ki en kapsamlı Rus hava saldırısı bölgede neler oluyor sorusunu yeniden gündeme getirirken, çete grupları ve Şam hükümet güçleri arasındaki karşılıklı topçu saldırıları da yoğunluk kazandı.
Gözlerin yeniden çevrildiği İdlib’deki gelişmeleri, Türkiye’nin İdlib gözlem noktalarından çekilmesini ve bu durumun nereye evirileceğini Ortadoğu uzmanı Hamide Rencüzoğulları konuştuk.  
Mart 2020 yılında imzalanan ateşkesten sonra ilk kez çok büyük düzeyde İdlib’de hareketlilik yaşandığına dikkat çeken Hamide, son zamanlarda Rusya’nın İdlib’i doğrudan bombalaması “Türkiye’ye mesaj” olduğunu, bu mesajın da “İdlib’de ateşkesin bittiği” şeklinde okunmasının doğru olacağının altını çizdi. 
‘CİHATÇILARIN İDLİB’DE TUTULMASI KÜRESEL GÜÇLERİN ÇIKARINA’
İdlib krizinin derinleşmesinin sebebinin tüm küresel güçlerin cihatçıların İdlib’de birikmesinin arkasında yer alması olduğunu belirten Hamide, “Küresel güçlerin cihatçı savaşçılar üzerinde projeleri vardı. Ancak hepsi de artık bunları bırakmış olabilir. Mevcut durumda sadece cihatçılar sadece Türkiye’nin yönetiminde olabilir. Ama hiçbir ülke ne Türkiye’ye İdlib’de ne işin var diyebiliyor ne de Türkiye’nin savaşına ortak olabiliyor. Bu şekilde Türkiye’nin İdlib’de varlığını sürdürmesini önemli ölçüde tercih ediyorlar. Çünkü cihatçı potansiyelin orda tutulması onlar açısından önemlidir. Bu cihatçı potansiyeli yönettiğinden ötürü Türkiye’ye herhangi bir eleştiri yapılmıyor” dedi.
 CİHATÇILARLA BAŞKA COĞRAFYALARDA BAŞKA KAOSLAR
Uluslararası hukukun hiçbir yerinde yer almayan Türkiye’nin İdlib girişimine yönelik Hamide, Türkiye İdlib’te yabancılardan cihatçı savaşçı ordusu kurduğu tespitini yaptı. Hamide Recüzoğulları, Mevcut suçlardan Türkiye’nin sorgulanmadığına dikkat çekerek şöyle konuştu, “Bu cihatçı potansiyel her zaman işlevsel olabilir, özellikle mobilize hale geldiği için bütün küresel güçler açısından öyledir. İleride cihatçı akışıyla başka coğrafyalarda başka kaoslar yaratma düşüncesi var. Bundan ötürü İdlib’te bu cihatçı grupların bırakılması ve Türkiye kontrolünde olması hatta Türkiye’nin kalıcılaşması isteniliyor. Türkiye İdlib’de çıkma durumuyla karşı karşıya geldiği her an cihatçı potansiyeli batıya karşı bir şantaja dönüştürebiliyor. Batı bu tür krizlerle karşılaşmak istemiyor, fakat Türkiye’nin cihatçıları mobilize etmesi küresel güçler açısından, Ortadoğu ve kuzey Afrika’da ileriye dönük projeleri için hala işlevlidir. Bundan ötürü İdlib krizine ses çıkarılmıyor. İdlib’de devasa bir cihatçı ordusu bulunuyor. 60 binin üstünde bir cihatçı sayısı Türkiye’nin kontrolünde. Milli Orduda, 30 binin üzerinde HTŞ’nin cihatçı savaşçıları ve genel olarak 100 binin üzerinde cihatçı savaşçı bulunuyor. Sürdürülebilir kaos için işlevli bir potansiyeldir bu.”
‘GÖZLEM NOKTALARINA RUSYA’DAN ARTIK GARANTÖRLÜK YOK’
Türkiye’nin gözlem noktalarından çekilmesini “kırılgan ve kritik bir zamana” denk geldiğine işaret eden Hamide Rencüzoğulları’nın değerlendirmesi şu şekilde:
 “Suriye hükümetini militan gücüyle ele geçirme ve yeniden şekillendirme devrinin sonuna geliniyor. Rusya Suriye’nin yanında kalmaya devam ettiği sürece bu mümkün değildir. Askeri müdahale ile şekillendirme sınırlarına dayandı. Türkiye’nin gözlem noktalarını tahliye etmesi bu kritik ve kırılgan döneme denk geldi. Rusya’nın sınırlı bir İdlib operasyonunun işaretini vermesiyle birlikte Türkiye oradaki gözlem noktalarını rehine durumuna düşmesinden çekindi. Rusya’nın garantörlüğü ve koruması altında orda bulunuyordu ve Rusya bu garantörlüğü artık vermeyeceğini söylemiş olmalı ki Türkiye gözlem noktalarından tahliye kararını aldı. İlkin Morek 9’uncu gözlem noktasını oldukça sessiz, sedasız ve çok hızlı bir şekilde çekti. Operasyonun yaklaştığını gördüğü bölgede özellikle Cebel Zaviye’de askeri varlığını daha da güçlendirme ihtiyacı duydu.”
TÜRKİYE İDLİB HAMLESİ: SAVAŞMAYIP VARLIĞINI GÜÇLENDİRME
Hamide, Türkiye’nin doğrudan garantörlüğünü üstlendiği cihatçıları Rus ve Suriye güçlerinin karşısında savunmasız bırakamayacağını ve kalkan da olamayacağının altını çizerek şunları ekledi: “Çünkü kalkan olması demek yeniden savaş pozisyonuna gelmesi, Rusya ve Suriye ordusunu tekrar karşısına alması demektir. Bu, Şubat hezimetinin tekrar anlamına gelmektedir. Askeri bağlılığını güçlendirirken şunu hedefliyordur; Garantörlüğünü üstlendiği 6 km’lik M4 karayolu kuzeyinde gözlem noktalarını koruma altına almak ve cihatçılar adına artık savaşmayıp varlığını orda sağlama alıp güçlendirme hamlesi olabilir. Ki zaten çekilmesiyle birlikte Rus ordusunun yine Zaviye Dağı’ndaki cihatçı mevzileri peş peşe bombalaması da bunun işaretidir ve Türkiye orda hiçbir şekilde açıklama hatta sükûnet çağrısı bile yapmadı.”
‘CİHATÇILARIN ÖFKESİ TÜRKİYE’YE YÖNELECEK’
Türkiye’nin İdlib’den ayağını çekmek istemediğini ama savaş pozisyonunu alacak durumda da olmadığını ekleyen Hamide: “O yüzden sadece varlığını ve gözlem noktalarını korumaya yönelik bir hareketlilik söz konusudur. Fakat bu durumda da cihatçıların oradaki öfkesiyle karşılaşması söz konusudur. Önceki gibi kalkan olamazsa doğrudan Rusya’nın hedefi haline geldiklerinde onları korumasız ve savunmasız bıraktığı için öfke Türkiye’ye yönelecek” ifadelerini kullandı.  
‘KUZEY DOĞU SURİYE’YE TEKRAR YÖNELEBİLİR’
İdlib’de Türkiye’nin pasif bir pozisyon aldığını söyleyen Hamide, “Türkiye iç politika gereği yeni bir cephe açmak zorunda” diyerek şöyle devam etti, “Çünkü sürdürüle gelen dış politikanın seyri hep bu yöndeydi ve bu alışkanlığın değişmesi için hiçbir sebep yok. Çünkü Türkiye gittikçe derinleşen batağın içinde yeni cepheler açarak, milli duyguları işleyerek provokatif bir malzeme oluşturuyor. Kuzey Doğu Suriye’ye yönelmesi mümkündür. Ancak ABD’den şu an güven mesajı alabilecek bir durumda değildir. Çünkü ABD seçim arifesindedir. Belki seçimden sonrasında saldırıları sürekli hale getirebilir. Rusya’nın İdlib’deki saldırıları durdurmasına karşılık bir pazarlık malzemesi oluşturmak istiyor elinde. Çünkü dağlık Karabağ meselesinde Türkiye’nin elini çekmesi konusunda Rusya’nın sıkıştırılması söz konusudur. Türkiye’nin Rusya’ya dur diyebilecek herhangi bir malzemesi ve kartı yok. Kuzey Doğu Suriye’de hem Rusya hem Suriye hem de Türkiye’nin sürekli hedef haline getirdiği Kürt güçleri bulunmaktadır. Kürtleri hedef alırken karşısında yine Rusya ve Suriye hükümeti olabilecek bir seviyede olur. Rusların önüne bir dosya olarak getirilmek isteniliyor olabilir ve sınırlı saldırılar gerçekleşebilir.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.