DOLAR
13,4726
EURO
15,2894
ALTIN
793,64
BIST
2.011,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Karla Karışık Yağmurlu
3°C
Diyarbakır
3°C
Karla Karışık Yağmurlu
Pazartesi Az Bulutlu
3°C
Salı Çok Bulutlu
5°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
4°C
Perşembe Çok Bulutlu
2°C

Önemli Bir Toplantı ve Diaspor-Diyar Budak

24.12.2021
0
A+
A-

Aslında “diaspora” yakın tarihte birçok halkın zulüm ve baskılara maruz kalması sonucu yaşadıkları yerleşim yerlerinden zorunlu göç edip başka topraklarda yaşayıp göç ettikleri vatanlarına geri gelmeyenlerin bir arada olmalarına verilen bir addır.

Yakın tarihimizde bu trajediyi yaşayan Ermeni, Yahudi ve biz Kürtlerin ağırlıkta karşılaştıkları bir durum olduğu bilinmelidir. Soykırım ve ülkelerinden büyük kaçış, mecburi göçe rağmen Ermeni ve Yahudileri bugün savunacak bir bağımsız devletleri vardır. Yeryüzünde bu denli her yere yaygın dağılmış büyük nüfusa rağmen devleti olmayan tek millet Kürt halkıdır.

Sadece diasporada bulunan Kürt sayısı BM üye devletlerin yarısına yakındır. Bu nüfusa göre yetersizliği gidermek üzere, Aralık ayının ilk haftasında Kürdistan’ın başkenti Hewler’de yapılan kongreye memnuniyet ile katılanlardan biriydim. Oldukça iyi bir katılım ve yoğun bir programın olmasından ötürü hem örgütlenmesine katkısı olan komitenin hem de bizi ağırlayan Kürt Hükümetine teşekkürlerimizi bildirmek bir vatandaşlık görevidir.

Kongre ilk gün DAİŞ saldırısı sonucu öldürülen sivil ve Peşmergelerin ölümü ile sonuçlanan yas atmosferi içinde başladı. Salona kongrenin açılışını yapmak üzere gelen Başkan Barzani’nin girmesi ile tılsım coşkudan yana değişmişti. Ulusal marşımız Ey Rakip’in okunması ve ardında Sayın Barzani’nin barış talep eden azimli konuşması salonda bulunan katılımcı ve delegeler arasında büyük bir coşku yarattı. Dünyanın birçok ülkesinde gelen temsilciler, Kürt bayrağının dalgalandığı bu topraklarda özgürlük nefesi solumanın tadını ve motivasyonunu yaşamaktaydılar.

Sömürgeci tehditlerinden uzak, kendi topraklarımızın üzerinde özgürce bir kongre yapmanın enerjisini hissedip yaşayarak tarihe örgütlü bir not düşmenin önemli olduğunun altı çizilmelidir. Birçok ülkede delegelerin bu konferansa seçim yapılmadan çağrılmaları bir eksikliktir. Yurtdışı komitesinin, katılımcı delegeleri tartışma yapma ve kriter belirlemeden konferansa çağırmaları doğru bir yöntem değildir. Ancak özü doğru olan bu toplantıyı, yapılan olumsuz tartışmalarla gölgeleyip zarar vermekten kaçınılmalıdır. Bireysel katılım hak etmiş arkadaşların katılmaması bir eksiklik ve hata olarak tespit edilmelidir. Ancak bu arkadaşların yapıcı eleştirileri gelecek konferanslar için dikkate alınıp, bu tür haksızlıkları yeni bir örgütlenme ile aşabilmeliyiz.

Önümüzdeki süreçte bu türden haksızlıkları gidermenin yolu yaşadığımız her ülkede kuracağımız komite ve kurumlarda dil başta olmak üzere uluslararası ilişki, diplomasi, çağdaş teknolojiyi kullanan ve üniversite bitirmiş gençlerimize yer verilmelidir. Diplomasi mücadelesi yürüten insanlarımız emek sahibi kararlı arkadaşlarımız olabilirler ancak yeni süreçte daha genç ve enerjik kadroların görev almaları daha önemlidir. Diasporada yaşayan gençlerimiz bu diplomasi ve lobi çalışmasının risksiz olduğunu bilerek verimi artırmalıdırlar.

Kürdistan topraklarından uzak; dört, beş milyon nüfusun yaşadığı dış dünyada bu denli diplomatik arena ve siyasetinde edilgen olmamızın asıl nedeni örgütsüzlük ve dağınık duruş ve partilerimizin dar diplomatik pencereden bakış ve duruşlarıdır.

Bu toplantının “giderlerini” tartışma konusu yapmak oldukça eski ve fakir kalma anlayışında ısrar etmektir. Sömürgeci devletlerin yürüttükleri, Kürt karşıtı lobilerde devletlere büyük rüşvetler verip her türden ilişkiye fit olduklarını bilmeyen var mı? Oysa cüzi bir maddi imkanla hükümetimizin delegelere konaklamaları için yer sağlamalarını tartışmak abestir. Avrupa’nın bir başkentinde bu toplantıyı gerçekleştirmek mümkündür. Giderlere bakıp ekonomik yanını ön plana çıkarmak hiç de profesyonel bir bakış değildir.

Katılımın dört parçadan ve farklı düşünceden olmaları kongrenin başka bir zenginliği olarak görülmelidir. Birkaç saat süren oylama ile seçilen yöneticilere büyük görevler düşmektedir. Oluşan yeni yönetim öncelikli olarak bir araya gelip uzun erimli bir program oluşturarak, amaç ve hedefini yazılı taslak halinde belirlemelidir. Her ülke delegesi bulundukları ülkede aktif lobi faaliyetlerini yürütecek kadrolar ile bir komite kurmalıdır. Bu komitesi seçim yöntemi ile seçilmelidir. Hazırlanan program parti ve örgütlerin hesap ve kılık anlayışından uzak Kürdistani değerler önde olmalıdır.

Programın ilk maddesi olarak Kürdistan Federe Devleti’nin varlığı her koşulda korunma ve savunulması yer almalıdır. Kürdistan’da azalan doğum ve nüfusa dikkat çekilmeli demografik yapının korunması için diasporadaki dönüşler cazibe ve ikna ile teşvik edilmelidir.

Ülkemizde hızla değişen siyasi atmosfere bir an önce yetişme ve gündemi yakalamak önemlidir. Her yıl belli aralıklarla toplanma tarihi, programda yer ve zaman ile belirlenmelidir. Hazırlanan çalışma programı net anlaşılması için birkaç dile çevrilmelidir. Deyim yerindeyse değişik ülkelerdeki bu yeni lobi ve diplomasi komiteleri partiler üstü bir organizasyon özelliği taşımalıdır.

Yöneticileri Kürt mücadelesinde uzak, sömürgeci devletlerin denetimine girmiş ve mücadelemize karşı kullanılan partilerin kimi taraftarları da bu kongreye çağrılmış olmalıydı. Bu taktikle düşmanın etkisinde olan bu gücü, etkisiz ve de ulusal saflara çekebilirdik. Aksi takdirde Güneyde başta PKK olmak üzere bazı güçler oluşan bu yeni devlet olma fırsatına saldırmak için hazır beklemektedirler.

Her ağızlarını açtıklarında Barzani ve Kürt Devletine saldıranlar gidip Güney’deki refahı ve oluşumu gördüklerinde belki biraz utanırlar. On binlerce Kuzeyli Kürdün özgürce yaşadığı bu parçaya saldırmak, Kürde değil sömürgecilere bekçilikten başka bir şey değildir. Güney Kürdistan’ı görmeden gezmeden (ticaret yapanlar hariç) hakaret edenler, devleti mehtap kabul etmeyip Kürt Ulusal figürü olan Barzani’ye hakaret etmek deyim yerindeyse tam bir sömürgeci anlayıştır.

Her şeyin toz pembe olduğunu iddia etmenin imkânı yoktur. Bir asır savaş görmüş bir halkın sorunları birkaç yılda elbette çözülmez. Ancak başta hukuk sisteminin bir an önce yazılı hale gelmesi acil önemdedir. Buna bağlı olarak ekonomi, eğitimi, sağlık, güvenlik alanlarda öncelikli hareket etmelidir.

Eleştiri ve Avrupa basınında çıkan yazılar dikkate alınmalıdır. Parti ve devlet yetkilisi kişiler denetlenmeli yanlışlıklarında hesap sorulmalıdır.

Yanlış ve hatasına alkış çalanlar, bugünkü Öcalan ve PKK’nin geldiği “Kürdistan’ın devlet olmasına müsaade etmeyeceğiz” dedikleri yenilgi çizgisi ile bağdaşırlar. Bunun günahı büyüktür. Halkımızı ve toprağımızı korumak, bu uğurda düşenlerimize saygıdır.

Bu yeni oluşum, sömürgeci devletlerin hesabını bozması dileği ile.

Başarımız birliğimizde saklıdır…

*Yayınlanan Makale yazarının kişisel görüşü olup Sinews03.ca’nın yayın politikasını yansıtmaz

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.