DOLAR
9,6020
EURO
11,2100
ALTIN
553,66
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
26°C
Diyarbakır
26°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
19°C

MEDYA’DA YENI ANLAYIŞA İTİYAÇ VAR

MEDYA’DA YENI ANLAYIŞA İTİYAÇ VAR
07.06.2020
0
A+
A-

Yavuz ÖZCAN

Kürt medyasının içinden çıktığı koşullar, gazete ve gazeteciyi sık sık birer “militan” haline getirdi. Bu açıdan Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki Kürt medyasını “Kürt militanlığının bir parçası” olarak ele almak anlaşılır bir durum. Özel ve karmaşık siyasi atmosfer, Kürt medyasının kendine has bir karakter kazanmasını sağladı. Batı’nın “en büyük devletsiz halk” olarak tanımladığı Kürtler ve medyasını bu çerçevede ele almak, daha sağlıklı sonuçlara ulaşmayı sağlayabilir.

Bazı kesimler ve Türk medyası’nın ana akım medya kuruluşları, güvenilir olarak görmek istemese de Kürt medyası, Kürdistan’daki sömürgecilik sorununu anlamanın da en sağlam verilerini sunuyor. Kürt medyası, sömürge bir halkın sahip olduğu basının özelliklerini anlamak ve analiz etmek için, önemli bir çalışma alanı olarak da görülebilir.

Kuzey Kürdistan’ın tarihi gibi, medyası da bambaşka bir karaktere sahip. 1980’lı yılların sonlarına doğru gerilla mücadelesinin büyük bir yaygınlık ve güç kazandığı dönemde, aktif bir şekilde siyasi ve toplumsal yaşama dahil oldu. 1 Haziran 1988’de Toplumsal Diriliş adıyla çıkan Dergi ile start alan legal Kürt medyası Halk Gerçeği,Yeni Ülke ve Özgür Ülke gazeteleri çıktı. 30 Mayıs 1992’de yayın hayatına başlayan Özgür Gündem ise Kürt medya tarihinin en önemli köşe taşlarından birini oluşturuyor.

AİDİYETİ GÜÇLENDİREN MED TV

80’lı yılların sıcak ortamında ortaya çıkan Kürt medyası, 90’lı yıllardaki sürgünlerle birlikte Avrupa’ya da taşındı. Kürt medyasının Avrupa’ya taşınması, baskıları da beraberinde getirdi. Rahatsız ettiği rejimler onları hiç rahat bırakmadı. Avrupa demokrasilerinde de ifade ve basın özgürlüğü, Türk devleti ile olan çıkar ilişkileri nedeniyle “terörizmle mücadele” adı altındaki hukuksuzluklara kurban edilmek istendi. Çok sayıda gazete ve televizyon bu baskılar sonucu kapatıldı. Uydu üzeri ilk Kürt televizyonu Med TV 15 Mayıs 1995’te yayın hayatına başladı. Bu televizyon, görsel Kürt medyası serüveninin başlangıcını ifade ediyor.

Kürt medyası artık bugün itibarıyla bir başka noktaya gelmiş bulunuyor. Kürd Kökenli Medya ve Kürt Medyası kavramları lugatımıza girmiş durumda. Kürt olmakla ‘Kürt kökenli’ olmak elbette aynı şey değildir. ‘Kürt kökenli’ olarak her şeyi yapabilirsiniz. Türk milliyetçiliği, değişik kimlikleri kabule zorlandığından beri bu ‘kökenli’ tanımını bir kaçamak yol olarak benimsenmiş durumda.

‘Kürt’ deme kardeşim, ‘Kürt kökenli’ de” sözleriyle durum idare edilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla ‘Kürt kökenli olmak’,  Kürt olmaktan farklı bir anlam kazanıyor.

Basın özgürlüğü karnesinin en sorunlu tarafı, Kürt gazetecilerin durumu; Şu anda Türkiye’de yüzlerce  gazeteci hapiste. Bunların ezici çoğunluğu Kürt.

Bu gazeteciler, ‘Kürt kökenli’ sayılmak istemiyorlar. Mesleklerini Kürt olarak, özgürlükleri için yapıyorlar. Toplumun sorunlarını, dertlerini, kimlik taleplerini bir meslek heyecanıyla ortaya koyuyorlar. Devletin tanımladığı ‘klasik Kürt’ tipine hiç mi hiç uygun hareket etmiyorlar.

Bu gazetecilerin dosyalarını  tek tek incelediğimiz zaman, tamamen bir mesleki faaliyetin sorgulandığını ve yargılandığını görmemek mümkün değil. İddialar, ‘terör örgütü’ tezini elbette doğrulamıyor.

Anadillerinde savunma yapmak istiyorlar. Kimlik konusundaki ısrarları da ‘örgüt üyeliği’ gerekçesi olarak önlerine dikiliyor.

Kürt gazeteciler, çok ağır koşullarda, maddi imkânsızlıklar içinde gazetecilik yapmaya çalışıyor. Hayatları her anlamda tehdit altında. Bir kısmı içerde, öldürülenlerin sayısı da hayli kabarık.

Bu zihniyet, Kürt kimlikli binlerce insanın tutuklanmasıyla hayata geçirilmek isteniliyor ve hızla devam ediliyor. Siyasetçiler, yerel yöneticiler, avukatlar, doktorlar ve gazeteciler ve Milletvekilleri.

Her yıl bir yıl önce bulunduğumuz noktanın çok daha gerisinde bir çözümsüzlük ve şiddet sarmalının içindeyiz…

YENİ ANLAYIŞA GEREK VAR

Gerek sosyal medyanın artık hayatımızda önemli bir yer tutması ve insanların gazete alıp haber takip etmiyor olmaları.

Gerek, çoğu medya kuruluşunun tarafsız ve objektif habercilikten uzaklaşmaları.

Gerek iktidarın, medyanın büyük çoğunluğunu kontrol altına aldığı gerçeği.

Ve gerekse, gazeteciliğe gönül verenlerin, bütün bu sorunlarla mücadele etmekten el çekerek karamsarlığa gömülmeleri, gazetecilik mesleğinin her geçen gün daha da kan kaybı yaşamasına neden olmaktadır.

Günümüzde medya dünyasının aslında en önemli sorunlarından birisini de, gazeteciliği gerçek gazetecilerin yapmaması olarak gösterebiliriz.

Bu işin ruhunu taşıyan, eğitimini alan, bilgi ve birikime sahip kişiler yerine, bir takım güç odaklarını militanca destekleyen, haklının değil güçlünün hakkını savunan, kalemlerini vicdandan ve hakikatten yana değil, menfaatten yana kullanan birtakım kişiler, üzülerek belirtmeliyim ki, medya dünyasının her alanında ‘söz sahibi’ olarak görev yapmaktalar.

Bu durum, yayın organlarının gerçek sahibi okurların ve izleyenlerin, dinleyenlerin tepkisini çektiğinden, zaten okunmayan gazeteler günümüzde daha az okunuyor, Tv kanalları daha az izleniyor, daha az inandırıcı geliyorlar, daha az güven veriyorlar.

Tabiri caiz ise, dünün ‘dördüncü güç medya’ söylemi gitti, yerine, ‘güçten yana medya’ söylemi oturdu. Umarız ve dileriz ki; Medya Dünyası’nı gerçekten, doğrudan, tarafsızlıktan, hakikatten, vicdandan yana olan insanlar yönetmeye ve işletmeye başlar..

İlkeli, tarafsız ve araştırmacı bir medya, halkın demokratik gelişmesine doğrudan katkı yaptığı gibi; yöneticileri uyarıcı ve yol gösterici yayınlar ile toplumun hayatını da önemli yönde etkilemekte.

Tarafsız ve ilkeli yayın anlayışıyla görev yapıldığı sürece, bir basın mensubu aynı zamanda kamu görevi yapmış sayılır. Bu özelliklerin sağladığı sorumluluk anlayışı ile görevlerini yerine getiren basın çalışanlarına şiddetle ihtiyacımız vardır.

Gazetecilik aslında illa iyi bir eğitimle girilecek bir meslek değildir, bir yetenek ve yatkın olma durumudur da; Gazeteci iyi görecek, iyi bilecek, iyi bulacak, iyi konuşacak, iyi hissedecek.

Günümüzde iyi eğitim alanların gazeteciliğe zaten yönelmediğini görüyoruz  fakat gazetecilik refleksine sahip olmayanların bu mesleğe yönelmesi ise mesleğe hakarettir.

Gazetecilik, okuyanlardan ziyade, sporcular, sanatçılar, avukatlar, mankenler, şovmenler bu mesleği yapmaktalar. Bakın gazetelere, televizyonlara, bu durumu çok rahatlıkla görebilirsiniz.

ESKİ TİP GAZETECİLİKLE BİR YERE VARILMIYOR

Aslında TV’ler ve gazeteler değil, muhabirler, editörler ve gazete sahipleri demode oldu. Okurların gazetelerden neler beklediğini iyi etüd edemiyorlar..

Bu çöküşün nedenini yalnızca teknolojiye yüklemek de doğru olmaz.

Müşterilerin istediği malları yapamayan şirketler gibi medyada çöküyor….

Artık ülkelere göre gazetecilik tanımı da değişmektedir.
İngiltere’de Ulusal Konsey gazeteci adaylarını yıllar süren çeşitli eğitimlerden geçirir, sonra mesleğe başlatır.

Gazetecinin tek sorumlu olduğu taraf, okur ve gerçeklerdir aslında.

Gerçek bir medya organının amacı da bu olmalıdır zaten.

Böyle bir amaç yoksa, ortada gerçek medya da yoktur.

MEDYANIN BAŞLICA SORUNLARI

İlk sıraya eğitimi, öğretimi, kalifiye elemanı, uzmanlaşmayı koymalıyız.

İkincisi bireyi ve toplumu koymak, yani halkı, milleti, ulusu, kamuoyunu. Adına ne derseniz deyin.

Lakin bilinçsiz bir toplum sadece medyanın durumunu değil, o ülkenin yaşam kalitesini, standartını, sanata bakışını, siyasi seviyesini de belirliyor.

Yani biz ortada ciddi bir medya sorunu var derken sanki diğer alanlarda sorun yokmuş gibi bahsetmemiz doğru olmuyor aslında…

Üçüncü olarak da sorumluluk sahibi ciddi iş insanlarının medyaya bakışını, teknolojiye bakışını, işini hakkıyla yapan basın meslek organlarını desteklememesini koymak gerekiyor…
Zira Kürtler’de ciddi iş insanlarının sadece yüzde 0,1 oranı teknolojiye,basına yatırım yapmakta. Teknolojiyi, bilimi önemsemeyen bir zihniyetin gerçek medyayı önemsemesini beklemek sanırım biraz hayalcilik olacaktır…
Bu üç sorun doğru bir şekilde ele alınır, incelenir ve bir takım iyileştirici adımlar atılmaya başlanırsa toplumlar sadece medyada değil, sanat, spor, ekonomi, eğitim, teknolojide de ciddi bir aşama kaydeder…

“Covid – 19 Salgın Süreci ve Sonrasında Medya nereye gidiyor.

Pandemi öncesi, bir gazete binlerce basılıp dağıtılarak kendine yer edinmekteydi.

Bugün artık şartlar değişti. Aslında bir anlamda  gazetecilik yapmak kolaylaştı. Birçok külfet ortadan kalktı.

Matbaa masrafı yok, kağıt masrafı yok, ulaşım masrafı yok. Daha fazla eleman barındırma masrafı yok.

Kuracağınız bir web sitesi-haber sitesi ile onlara, yüzlere değil milyonlara ulaşmanız mümkün.

Demek ki gerçek anlamda gazetecilik yapmış olsanız bırakın bir normal medya organını, çok yaygın medya organı gücüne ulaşmanız mümkün.
Bütün bunlar için ne gerekiyor. Organize olunmalı, gerçek gazeteciler ile bir araya gelerek dijital teknolojinin imkanlarından faydalanmalı, sosyal medyanın avantajlarından doğru oranda istifade edilmeli.

Özeleştiri yapamayan toplumu da eleştiremez.

Kriz dönemlerinde marka olmanın yolu daha akıllı, daha zeki, daha güçlü olmaktan geçmiyor.

Değişime ayak uydurmaktan geçiyor. Değişemediğiniz zaman aynı yerde kalamazsınız, geri gidersiniz.

İyi bir gazeteci olacaksınız.

iyi diyalog kuracaksınız. Eskisinden daha çok araştıracak, daha çok bilgi sahibi olunacak, daha hızlı hareket edecek daha organize olacaksınız.
Dürüstlükten, güvenirlikten, doğruluktan, objektif bakıştan asla ödün vermeyeceksiniz. Kendinize has karekteriniz olacak,evrensel çizgileriniz ve renginiz olacak.
Toplumsal gelişmelere duyarlı olarak, herkesten önce durumu sezip haber verecek pozisyonda olacaksınız. Gelişmeleri yorumlamakta ve bilgilendirmekte geç kalmayacaksınız…
Bu bilgileri kamu yararı ışığında okurlara iletilirken daha farklı açılardan bakma özelliğinizi ortaya koymalısınız. Kürd Medyası’nın yapması gereken budur. Dün iyi olan artık bu gün iyi olmuyor. Dün itiyaca cevap veren artık bu gün izleyiciyi, toplumu tadmin etmiyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.