DOLAR
16,9979
EURO
17,5083
ALTIN
964,63
BIST
2.371,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Açık
37°C
Diyarbakır
37°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
38°C
Perşembe Az Bulutlu
37°C
Cuma Parçalı Bulutlu
39°C
Cumartesi Açık
39°C

Kürtler, Erdoğan, Siyaset-Işık Güner Yazdı

Kürtler, Erdoğan, Siyaset-Işık Güner Yazdı
17.12.2021
0
A+
A-

Icon

Description automatically generated

İLK YAZIMLA MERHABA

Aslında, uzun suredir yazmadım ve yazmayı da düşünmüyordum. Enine boyuna, ideolojik koruma ve kayırma yapmadan, suya da sabuna da dokunarak yazmak gerekir. Ancak ne yazı yazanların ne de taraftarlaştırılmış toplumun büyük bir kısmı bunu kabullenebilecek bir olgunlukta değil.

Her kesimden birçok yazıyı okumaya çalışıyorum. Elbette aralarında çok değerli yazılar ve yazanlar var, ancak yazılanların büyük çoğunluğunda kimileri slogan atarak isi kotarmaya çalışıyor. Kimileri bir diğerine ağız dolusu hakaretler ile ait olduğu çevreye şirin görünmeye çalışıyor. Bazıları, umut pompalayarak ara gazi vermekle meşgul. Bazıları ağdalı cümleler kurup, gerçek anlamını bilmediği ya da yanlış ve eksik bildiği yabancı kelimelerle oynayarak, şov yapmayı tercih ediyor. Kimileri uzmanlık alanı ile ilgili ya da yürüttüğü çalışmalarla ilgili bilgi paylaşma yerine (Muhtemelen belki de mesleği ile ilgili pek kayda değer çalışma yapmadığı için) siyaset mecrasında ideolojik silahşorluk yaparak işin kolayına kaçıyor.

Bütün bunların arasında, iyi niyetli olarak yapılan yanlışları tartışmaya açmak, yazı yazmaya çalışmak aslında biraz da riskli. Onlardan daha güçlü kalemim olduğu ya da onlardan daha iyi yazacağım iddiasında değilim. Ama onları rahatsız edeceğini, söylenmeyenleri söyleyeceğimi düşünüyorum.

Mesela güncelden başlayalım; Gelecek seçimlerin sonucuna ilişkin yaratılan pembe bulutları eleştirmek birçok kişiyi rahatsız edecektir. Esasen secim propagandası amaçlı olan Erdoğan`in bu seçimlerde gideceğine ve hesap sorulacağına herkesi o kadar çok inandırmaya çalışıyorlar ki, Erdoğan`in gitmemesi durumunda toplumda yaratacakları umutsuzluk çok umurlarında değil. Üstelik Erdoğan gitmezse ne yapacaklarını da bilmediklerinden dolayı bu konuya hiç değinmiyorlar.

Evet, iktidardan gitmemek için, gerekiyorsa iktidarını korumak amacıyla paralel ordu kurmuş olan Erdoğan’ın, seçim sonuçlarında yeterli oyu almaması halinde iktidarı teslim etmesinin tek bir yolu var bence. Devralacak iktidarın, Erdoğan ve ailesi ile, Erdoğan`in belirleyeceği, kendisine yakın olan ve koruma altına alacağı isimlere dokunulmaması, kovuşturulmaması, kovuşturulmak üzere tezgahlananların da kovuşturma sonucunda aklanması konularında anlaşma yapılması halinde mümkün.

Bunun dışında Erdoğan’ın secim sonuçları ne olursa olsun iktidarı teslim etmek gibi bir niyeti yok. Üstelik Erdoğan’ın seçimleri kaybedeceğine dair bir kesinlik de yok.

Yaratmış olduğu çıkar iliksileri ve yasa dışılıkları, Erdoğan ve çevresindekilerin yaptıklarının bedeli, adil bir yargılama olması halinde sadece mal varlıklarına el konulması ile değil, ağır cezada yargılanmalarını gerektirecek çok ciddi suçları var. Bunu onlar da biliyor.

Bunların dışında, bu iktidar ve bu iktidar ile ilişkili olanların insanlığa karsı islenmiş suçları da var. Hepsinden önemlisi, devletin karanlık dehlizlerinde bulunan dosyaların da çıkarılması halinde, Uluslararası mahkemelerde yargılanmalarını gerektirecek terör ve savaş suçları var.

Βu suçların hiçbiri ferdi suçlar değil. Erdoğan’la beraber yargılanacak, emir veren ve emirleri yerine getiren yüzlerce bürokrat, işinsanı, sivil toplum örgütü yöneticileri üst ve alt rütbeli askerler, polis teşkilatı amir ve memurlar, MIT amir ve memurları ile yargı mensupları. Bir zamanlar kol kola yürüdükleri mafya lideri bile bunun farkında.

Bu tabloyu göre göre, Erdoğan’ın kuzu kuzu iktidarı teslim edeceğini kimse beklemesin. Bu kirli ilişkilere girmiş olan bürokrat, gazeteci, işinsanı, devlet mekanizmasında bulunanların, secim sonuçlarının kendi aleyhlerine çıkmasına izin vereceklerinin garantisini kim verebilir. Hatta, Erdoğan ve çevresi, iktidarı anlaşma ile devretmeyi düşünse bile, bu kirli ilişkilere girmiş olanlar buna ne kadar razı olur?

Aslında Kılıçdaroğlu da bunun farkında ve ağzından baklayı çıkardı. Memur ve bürokratlara üstü kapalı olarak, “Bundan sonra Erdoğan`ı dinlemezseniz geçmişte yaptıklarınızdan dolayı size dokunmayacağız” demek istedi. Yani yapılanlar yapanların yanında kar kalacak. Bu ifade aslında Erdoğa’la pazarlığa kapıyı açtığını gösteriyor.

Ayrıca Kılıçdaroğlu helalleşmek derken, iktidar ile de helalleşmekten söz ettiği çok açık. Bu nedenle de Erdoğan kendi şartlarının olduğu mesajıyla buna çok hızlı yanıt da verdi. En çarpıcı açıklama da, ipliğinin kalitesi ve kaynağı belli olan Akşener`den geldi ve Erdoğan’a emekliliğinin yolunu gösterdi, mahkemenin değil. Zaten Akşener’den Erdoğan iktidarının işlediği savaş suçlarıyla ilgili yargılanmasına destek vermeyeceğini söylemeye de gerek yok sanırım.

HDP’nin ise bu süreçte hiçbir rolü ve etkisinin olmadığı ve olmayacağı çok belirgin. Kendi sahasında kendi kendine top çevirip duruyor. Aslında HPD de bunun farkında. HDP’nin tek derdi yüzde 10 barajını aşarak beklenti içinde olanlara ve kendi çevresinde tutabilmek istediği çevrelere milletvekilliği dağıtmak. Yüzde 10’u aşsa da aşmasa da İktidar için hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyorlar. Çünkü iktidarın icraatlarını engelleyebilecek irade ve politikadan yoksun. Keza Kobani ve barikat hadiselerinde toplumu yönetebilecek, yönlendirebilecek, etkileyebilecek güç, irade ve yetenekten yoksun olduklarını gördüler ve toplumun kendi kontrolleri dışında olduğunu anladılar. Bu nedenle de, toplumsal muhalefet hareketi örgütlemekten kaçıyorlar. Bireysel açıklamalar, dar bir çerçevede ve sınırlı katılımla muhalefetini sürdürmeye çalışıyor. Ancak meydanı boş bırakmak, toplumsal umutsuzluğa neden olmak da istemiyorlar.

Bu durum aslında diğer partiler için de geçerli. Kimse toplumsal bir hareket başlatmaya cesaret edemiyor. Kontrolün devlet ve derin devlet dahil, başkalarının kontrolünde, herhangi bir sonuca ulaşmayacak bir antrenmana dönüşeceğini biliyorlar.

Üstelik mevcut partilerin, bu toplumun kazandığı seçimlere sahip çıkma ve koruma konusundaki sicilleri de pek temiz değil. Haziran 2015’de yapılan seçimlerde bunu gördük. Küçük bir gövde gösterisi ve küçük bir tehdit ile Erdoğan’ın sonucu belli seçimlerin yenilenmesi talimatına istisnasız tümü boyun eğdi.

Gel de iktidarın değişmesiyle, hesap verilebilirlik, demokrasi, özgürlükler, hak ve hukuk konularında umutlu ol.

Bir diğer konu ise Kürtlerin birliği.

Hangi sıradan Kürde sorarsanız sorun, hepsi Kürtlerin birliğinden yana.

Ama siyasi çıkar ilişkileri içinde yer alanlara sorarsanız kendi belirledikleri şartlar altında birlikten yanalar. Yani her örgüt kurum ya da parti kendi yörüngelerinde olanlarla veya kendi yörüngelerine alabileceklerine inandıklarıyla birlik görüşmeleri yapıyorlar.

Bu da aslında Kürdistan coğrafyası işgal edildikten sonra dayatılan, asırlardır yasadığımız eksik demokrasi kültüründen kaynaklanmaktadır. Kürtlerin kendi aralarındaki birliği, sadece Kürtlerin değil, Türklerin de, Arapların da, Farsların da, ayni coğrafyada yaşayan tüm toplulukların da yararına. Diğer ulusal topluluklarla eşit ve adil birlik Kürtlerin kendi aralarında kuracakları eşit ve adil bir birlikle mümkündür.

Bu, devletleri yönetenlerin değil, yönetilen, Kürdün, Türkün, Arabın, Farsın yararına. Hatta, doğru demokrasi gerçek demokratik bir yönetim şekli isteyen devlet yönetimine aday olanların da yararınadır. Neden mi?

Gerçek/doğru demokrasi sadece toplumsal huzur sağlamıyor. Güvenlik, istikrar, uzlaşı, gelişme yolunu da açıyor. Demokrasi, uzlaşı, farklılıklara hoşgörü, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, toplumsal hak ve özgürlüklerin garanti altına alınmasını sağlıyor.

Eksik demokrasi ise ayni zamanda en iyi demagojiyi yapanı iktidara taşıma riskini de içerir. Bir topluluğu bireysel hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakarak gelişimini engellersen o toplumun önüne çıkan ve ağzı iyi laf yapan herkes, bu toplumu istediği gibi yönlendirir. Böylece, eksik demokrasi diktatörlüğe giden yolu da açar. (Erdoğan iktidarı bunun en yakın örneği)

Toplum bireylerinin temel hak ve özgürlüklerinden eşit yararlanması demagogların suiistimallerinin de panzehiridir.

Gelişmiş demokrasi kültürü ile Kürtlerin birliğine yaklaşmamak, ta başından, Kürtlerin birliği konusunda samimiyetsizliği gösterir. Güçlülerin demokrasisi gerçek/doğru demokrasi değildir. Demokrasi, güçsüzlerin hak ve hukukunun korunması ve az olanların eşit değil, adil temsiliyeti ile mümkündür. Önemli kararların, karar mekanizmalarında oy çokluğu ile değil, konsensüs ile karar alabilecek olgunluğa sahip olmalarıyla mümkündür. ,

Takip eden yazılarımda Kürtlerin birliği ile ilgili görüş ve düşüncelerimi biraz da açarak tartışmayı istiyorum.

Ayrıca Kürtlerin birliği ile doğrudan ilişkili, Rojava özelinde ve genel olarak Kürtlerin yürüttüğü “çıkmaz sokak diplomasisi”ni de tartışmaya açmak istiyorum.

Saygılarımla

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.