DOLAR
17,0078
EURO
17,5363
ALTIN
966,63
BIST
2.371,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Açık
37°C
Diyarbakır
37°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
38°C
Perşembe Az Bulutlu
37°C
Cuma Parçalı Bulutlu
39°C
Cumartesi Açık
39°C

KDP’nin ele geçirdiği gaz maskeleri bize ne anlatıyor?

KDP’nin ele geçirdiği gaz maskeleri bize ne anlatıyor?
29.04.2022
0
A+
A-

Ergun Babahan

Türkiye medyasının görmezden geldiği haber aslında bölgede kimyasal silah kullanıldığının ve PKK’nin savunma amacıyla gaz maskesine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

KDP önceki gün PKK’ye gönderilmesi planlanan bin gaz maskesinin ele geçirildiğini açıkladı. KDP’ye bağlı Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi, Duhok’ta kimyasal silaha karşı koruyan gaz maskeleri ele geçirdiğini ve bunların PKK’ye ait olduğunu açıkladı.

Türkiye kamuoyunda çok fazla ses getirmeyen bu haber birden çok unsur içeriyor oysa. Herşeyden önce sorulması gereken ilk soru PKK’nin neden gaz maskesine ihtiyacı olduğu… Kürt medyası uzun süredir Türkiye’yi kimyasal silah kullanmakla suçluyordu.

HPG 16 Şubat 2021’de yaptığı açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni Gare’de kimyasal silah kullanmakla suçlamıştı. Rudaw’da yer alan açıklama şöyleydi:

“Garê bölgesine bağlı Siyanê alanında bulunan esirlerin tutulduğu kampta yaşananların net ve somut bir biçimde anlaşılması için güçlerimiz bu kampa ulaşmışlardır. Ancak üzerinden üç gün geçmiş olmasına rağmen esir kampında ve çevresinde ağır bir gaz ve kimyasal kokusu bulunmaktadır. 

TC ordusu tarafından bu kampa dönük savaş suçu kapsamında ele alınan ve kullanılması yasak olan kimyasal silah kullanıldığı için kampın içerisine girilememektedir. 

Büyük ihtimalle bu kamptaki herkes kimyasal gaz ile öldürüldükten sonra kurşunlanmıştır. Ulaşılan ilk belirtiler bunlardır. Ulaşılan net ve kesin sonuçlar ile 4 günlük Garê savaş bilançosu tüm boyutları ile yurtsever halkımızın ve kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.”

Bu iddialar dünya medyasında da yer almış, uluslararası tepkiye yol açmış ve zaman içinde üstü kapatılmıştı. Putin’den Esad’a kadar tüm otokratik rejimlere cesaret veren bu ilgisizlik NATO üyesi Türkiye için cesaretlendirici bir tutum oldu. Şu an Türkiye, Zap Bölgesi’ne yönelik bir operasyon içinde ve tünellerle tahkim edilmiş alanda zorlandığına ilişkin haberler ağırlıklı.

Bu yüzden Zap bölgesinde de kimyasal silah kullandığına ilişkin iddia ve görüntüler mevcut. PKK’nin bu nedenle gaz maskesine ihtiyaç duyduğu ve bu amaçla bölgeye bin maske getirmeye çalıştığı sonucuna varılabilir. KDP’nin bu açıklaması aslında bir itiraf anlamına geliyor.

Türkiye medyasının görmezden geldiği haber aslında bölgede kimyasal silah kullanıldığının ve PKK’nin savunma amacıyla gaz maskesine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Bu 1915 Ermeni Soykırımı’nı şiddetle reddeden bir devlet için yeni bir karanlık tablo ortaya çıkarıyor. Kimyasal silahlar Rusya’nın Ukrayna’da bu silahlara başvurduğu iddiaları sonucuyla yeniden dünya gündeminde ama burada da açık bir ikiyüzlülük var çünkü Türkiye’nin Irak’ta sık sık bu silahlara başvurduğu konusu hiç gündeme gelmiyor.

Çünkü Türkiye bir NATO üyesi, Rusya’ya karşı oluşturulan bloğun gevşek de olsa önemli bir üyesi. Ayrıca Irak Kürdistanı doğalgazı ve petrolünün Avrupa’ya ulaştırılmasında önemli bir ülke. Barzani’nin Zap harekatı öncesi Ankara ve Londra’da yürüttüğü temaslar, bu savaş konusunda Washington onaylı üçlü bir mutabakat olduğu ve Batılı ülkelerin kimyasal silah kullanıldığına ilişkin iddialara bu nedenle kulak tıkadığı düşünülebilinir. Yani bu suçun birden fazla faili var.

Çünkü kimyasal silahların üretimi, kullanımı ve stoklanması 1997 tarihli Kimyasal Silahlar Sözleşmesi (CWC) kapsamında yasaklanmış durumda Sadece Mısır, Kuzey Kore ve Güney Sudan uluslararası silah kontrolü anlaşmasını imzalamadı ya da onaylamadı. İsrail ise imzaladı ancak onaylamadı. 

Amerika’nın Sesi’ndeki habere göre; sözleşme, zehirli kimyasal maddelerin kullanılıp kullanılmadığını tespit edebilen ve 2018’in ortalarından bu yana Suriye’deki failleri belirleyebilen Lahey’deki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) tarafından denetleniyor.

Anlaşmaya göre, en tehlikeli toksinlerin ve bunların öncüllerinin kullanımı yasak. Bunlara sinir gazları sarin, VX ve Sovyet döneminde geliştirilen Noviçok’un yanısıra zehirli risin ve deriyi yakıcı kükürtlü hardal maddesi dahil. 

OPCW, kimyasal silahı toksik özellikleri nedeniyle “yaşam süreçleri üzerindeki kimyasal etkiyle ölüme, geçici veya kalıcı hasara neden olabilen herhangi bir kimyasal madde” olarak tanımlıyor. Klor gibi bir kimyasal madde, bir çatışmada kullanılırsa kimyasal silah haline gelebiliyor. 

Bu haberin bir yüzü. Diğer yüzü ise Kürtlerin kendi aralarındaki bölünmüşlüğünün ve KDP yönetiminin PKK’nin savunma amaçlı gaz maskesine sahip olmasını önlemekten gurur duyduğunu göstermesi. Bu tablo, Kürtlerin şu anda nasıl bir durumda olduğunun içler acısı bir göstergesi…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.