DOLAR
18,6338
EURO
19,6575
ALTIN
1.079,82
BIST
4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
12°C
Diyarbakır
12°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
11°C
Perşembe Az Bulutlu
13°C
Cuma Parçalı Bulutlu
14°C

Katledilen Kürt kadınları, BMGK’nin 1325 sayılı kararına rağmen gündeme almıyor.

04.12.2020
0
A+
A-


Ruanda ve Bosna’da kadınlara karşı işlenen insanlık suçlarından yola çıkarak alınan karar, dönemin kadın hareketleri tarafından ‘’çığır açıcı bir karar olarak’’ değerlendirildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 31 Ekim tarihinde Kadın, Barış ve Güvenlik başlıklı 1325 sayılı tarihi bir karar aldı. Namibyalı kadın bakan Nandi Ndaitwah’ın önerisiyle oy birliğiyle kabul edilen karar savaşlarda ve silahlı çatışma alanlarındaki kadınların durumunu ele alıyor. Savaş bölgelerinde ya da çatışmaların yaşandığı ülkelerde kadınlara uygulanan şiddetle, tecavüz ve işkenceyle mücadele ve kadınların uluslararası barış ve güvenlik süreçlerine katılımını hedefleyen karar,  savaştaki tüm devlet ve devlet dışı aktörlerden suç faillerini yargılamak için kapsamlı tedbirler alınmasını da öngörüyor. Leylican sitesinde yer alan analiz haberde, işgalci Türk devleti çetelerinin Kuzey ve Doğu Suriye’de ve Bakurê Kürdistan’da kadına yönelik işlenen suçların BM tarafından kanıtlanmasına rağmen, hiçbir hukuki müdahale edilmemesi eleştiriliyor.
KÜRT KADINLARINA YÖNELİK ŞİDDET GÜNDEME ALINMADI


Alınan karar ile aradan 20 yıl geçmesine rağmen, Güvenlik Konseyi’nin “Kadın, Barış ve Güvenlik” kararı Kürdistan’da uygulanmadı. Kürt kadınlarına yönelik olarak uygulanan şiddet gündeme alınmadı.
Hem Türkiye’de hem de Türkiye’nin işgal ettiği Efrîn, Serêkaniyê ve Gire Sipi gibi bölgelerde Kürt kadınlarına yönelik olarak sistematik olarak uygulanan kaçırma, öldürme, işkence ve tecavüz olayları Birleşmiş Milletler’in insan haklarıyla ilgili kurumlarının raporlarına girmesine rağmen 1325 sayılı karar işletilmedi.
KÜRT KADINLARI TC SİHA’LARIYLA VE CİHADİSTLERİYLE KATLEDİLDİ
Silopi’de 19 Aralık 2015’te Türk güvenlik güçlerince öldürülen ve cenazesi 7 gün yerde kalan Taybet Ana (İnan) ve 12 Ekim 2019’da Kuzey ve Doğu Suriye’de Türkiye’ye bağlı cihadistlerçe işkence edilerek katledilen Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrin Xelef cinayetiyle ilgili başvurular da bugüne değin işleme alınmadı.
Ayrıca 23 Haziran 2020’de Türk SİHA’ları tarafından Kobanê’de bir evde katledilen Kürt kadınlarıyla ilgili soruşturma dosyasında da bir ilerleme sağlanamadı. Türk devleti yapılan anlaşmalara ve evrensel hukuka aykırı bir biçimde Kobanê’de sivil toplum faaliyeti yürüten kadınları SİHA ile düzenlediği suikastle katletti.
BM İNSAN HAKLARI KURUMLARI SESSİZ
Bu olayla ilgili BM insan hakları kurumları henüz bir inceleme yapmış bile değil.
Öte yandan 18 Mart 2018’den bu yana Türkiye’nin işgali altında bulunan Efrîn’de onlarca kadın öldürüldü, onlarcası da kayıp ve kadınlara yönelik kaçırma, işkence ve tecavüz olayları da devam ediyor.
BMGK KARARINA RAĞMEN GÖZARDI EDİLDİ
Üstelik Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı rapora rağmen, önleyici hiçbir adım atılmıyor. Kadınların barış ve güvenlik politikalarında daha aktif yer almalarını ve kadınlara karşı işlenen savaş suçları faillerinin yargılanmasını öngören BMGK kararına rağmen Kürdistan’da kadınlar için hayat cehenneme çevrilmiş ancak, konu Güvenlik Konseyi üyelerinin gündemine bile girmiyor.
‘ABD, RUSYA VE ÇİN İLE ÇIKAR İLİŞKİLERİ BUNA İZİN VERMİYOR’
Türkiye’nin Kürt kadınlarına karşı işlediği savaş suçları için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin onay vermesi gerekiyor fakat, Türkiye’nin küresel sistem içindeki etkisi, Amerika, Rusya ve Çin ile çıkar ilişkileri buna izin vermiyor. Konu Avrupa Birliği üyesi ülkelere tarafından 2109 yılında gündeme getirildi ise de sonuç alınamadı.
LAHEY’E TAŞIYACAK BİR DEVLETİN OLMASI GEREKİYOR
Bu durumda geriye sadece, Kürt kadınlarına karşı işlenen suçlardan ötürü Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk yetkililer hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne dava açmak yolu kalıyor ki bunu Lahey’e taşıyacak bir devletin olması gerekiyor.
Ne de olsa Lahey’e sadece devletler doğrudan başvurabiliyor.
Kürt kadınların haklarının korunması, katillerinin yargılanması için Kürtlerin ya kendi devletlerini kurması ya da bu dosyayı insanlık adına savunacak bir ‘dost devlet’ bulup, ikna etmeleri gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.