DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
27°C
Diyarbakır
27°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C

KANADA’DA GÖÇMENLİK SORUNLARI, EĞİTİM OLANAKLARI HAKKINDA; AVUKAT CEMAL AÇIKGÖZ İLE SÖYLEŞİ

KANADA’DA GÖÇMENLİK SORUNLARI, EĞİTİM OLANAKLARI HAKKINDA; AVUKAT CEMAL AÇIKGÖZ İLE SÖYLEŞİ
24.09.2020
0
A+
A-

MİTHRA ÇİYAYÎ

Yıllardır Kanada’da bulunan  Cemal Açıkgöz uzun bir süredir avukatlık yapıyor… Özellikle Türkiye’den gelen göçmenlere ve Kürtlere yönelik hizmetleri bulunsa da biz kapısının da, gönlünün de herkese açık olduğunu biliyoruz. 

Hocam hoşgeldiniz. Koronalı günlerde dürüm iç açıcı olmadığını biliyoruz ancak bir de sizden dinleyelim koronalı yaşamı?

CA: Hoşbulduk. Çok sorun olmadı aslında, iyi gidiyor diyebilirim ancak maalesef böyle de bir gerçek var, hem bireyleri hem de kurumları ciddi bir şekilde etkileyen kitlesel bir sorun maalesef… Ama bunun ile de yaşamayı öğrendik ve böyle de devam etmeliyiz.

MC: Kanada’daki güçmenlerin ve Mültecilerin en çok şikayetçi olduğu bir konu var. Korona virüsü ile beraber Mahkemeler durdu, neredeyse hiçbir yasal işlem yapılmıyor gibi… Bu Korona virüsü, iltica başvurularını ve genel olarak bu süreci nasıl etkiledi ?

CA: Şimdi, şöyle birşey var … 15 Mart 2020 itibari ile bütün hukuksal süreç, adeta felce uğradı… Acil durumlar haricinde, aile durumları ve ceza davaları gibi, ki bunlarda online veya telefon ile yapılıyor… Onun haricindeki bütün iltica ile ilgili mahkemeler iptal edildi. Bu süreç, şu günlerde yeniden ele alınmaya başladı ancak çalışma az, bizim ofiste de öyle… Belli ki ciddi bir yığılma var. Benim aldığım bilgilere göre şu an bütün mahkemelerin ancak  %40 dolayında bir hizmet verdiğini söyleyebiliriz, tabi ki yeni düzenlemelere ve yapısal değişikliklere gidiliyor.. Birçok sorun, telekonferans yolu ile veya online giderilmeye çalışılıyor… Mahkemeler de bu duruma hazırlıksız yakalandılar, ancak zaman geçtikçe buna göre önlemler aldıklarını görüyoruz. Eminim, önümüzdeki dönemlerde biraz daha iyiye gider.

MC: Ağustos’ta (veya Eylül ya da Ekim gibi )mahkemeler açıldı deniliyor. Ondan sonra bu ikinci dalga gelmeden birçok davayı çözümleyecekleri söyleniyor…

Sizin de dediğiniz gibi tedbirsiz yakalandılar ve onun için herşeyi durdurdular, yani yaşam bir nevi durdu. Bundan sonra nasıl bir süreç olur? Şu anda mülteci konumunda olanlar, kağıdını bekleyenler, iş bekleyenler… Bunları daha çok nasıl etkileyecek ?

CA: Şimdi, öncelikle şunu söyleyeyim… Bu ikinci dalga diye birşey yok aslında, birinci dalga daha devam ediyor, biri bitmeden diğeri nasıl gelsin !

Halen virüs,hayatın her alanında ,bildiğim kadarı ile Ontario genelinde de vaka sayısı  henüz istenilen düzeyde azalmadı,aksine arttığını gözlemliyoruz. Bu nedenle, bu durumla bir dönem daha aynı şekilde yaşamaya devam edeceğiz…

Ancak bizim konumuza dönersek : iltica davaları farklı, ve de oturum bekleyenlerin durumu daha da farklı. Onların mevcut dosyaları zaten işlem görüyor … Ancak, en çok etkilenen kesim, şu anda veya yakın zamanda iltica etmiş olup mahkeme bekleyen insanlar. Bu insanlara, bir fiili mahkeme gibi bir seçenek sunulması gerekir, ya da hızlandırılmış mahkeme olabilir, dosyalari içeri verilmiştir ancak sürece takılmıştır. Bu durumun çözüme kavuşması gerekir. Bununla ilgili mutlaka gerekli düzenlemeler yapılacaktır, mücadele ediliyor, gerekli değişiklikler olacaktır… Ancak, bu virüs’te şu anki sürecin bir parçası ve yaşantımızın bir gerçeği.

MC: Hocam, bildiğim kadarı ile siz 1997 yılında buraya geldiniz… İlk geldiginiz de nelerle karşılaştınız? Neden hukuk dediniz ? Tabii hukuk alanını seçmeniz uzun bir sürecin sonucudur elbette, sizi önceden biliyoruz, geçmişte bazı kültürel ve sanatsal aktiviteler içinde de etkin bir şekilde rol aldığınız. Şimdi onlar tamamen  durmuş gibi, ve siz sadece hukuksal faaliyetleriniz ile tanınıyorsunuz… Neden Hukuk ?

CA: Evet ben 97 yılında, buraya öğrenci olarak geldim… Doktora yapma planım vardı, ilk planda master yaptım ve onu bitirdim. Niyet şuydu: Doktorayı tamamlayıp Türkiye’ye dönmekti… Ancak 2000’li yıllara geldiğimizde her şey çok farklıydı. Türkiye çok değişti, AKP iktidara geldi, dünya değişti genel olarak…

Ben bütün bu durumu göz önünde bulundurarak, Türkiye’ye geri dönmeme anlamında bireysel bir karar verdim.. Bu kararı almamda o dönem İstanbul Üniversitesi’nde birlikte çalıştığımız hocalarımın da etkisi oldu. Sonra kaldım burada, farklı işlerde çalıştım, bir dönem bir hukuk bürosunda çalıştım, tercümanlık yaptım. Ondan sonra, hukuk alaninda bir kariyer yapmaya karar verdim, üniversiteye gidip bitirdim ve sonra da kendi hukuk büromu açtım ve 2010 yılından beri burada ofisimde çalışıyorum. Biz de buradayiz ve bu ülkenin bir parçasıyız artık.

MC: Hukuk sürecinde, gelen öğrencileri düşünürsek ve bir kıyaslama yaparsak … Avrupa’daki ,Amerikadaki ve Türkiye’deki sistemi düşünürsek, buraya eğitim için gelen öğrencilerin avantajları ve dezavantajları nelerdir ?

CA: Her genç insanın düşüncesi ve planları farklıdır… Ben de kendi adıma 20’li yıllarımda acaba şöyle mi yapsam, Türkiye’de mi kalsam, Amerika’ya mı gitsem diye düşünür dururdum… Öncelikle, Türkiye’de bu işi yapan sayısız eğitim danışmanlığı kurumu var, insanlar var, bunların bir kısmı ile ben çalıştım, aralarında müvekkillerim de var … Ben, öncelikle Türkiye’den geleceklere tavsiyem :

Eğer böyle bir kurumsal desteğe ve danışmanlığa gerçekten gereksinim duyuyorlarsa, bu konuyu etraflıca incelesinler, bu kişileri ve kurumları iyi araştırsınlar, çünkü bu sektörde çalışıpta, yapamayacakları konularda sözler veren insanlar var, adına sözde eğitimci deyip, farklı hareket edebiliyorlar, sonuçta bu işten komisyon alıp para kazanıyorlar, buna dikkat etmek gerekir. Özellikle de buraya önceden gelen insanlardan bilgi alabilirler, onların deneyimlerinden faydalanabilirler… Benim geldiğim 90’lı yılların sonu internet bu kadar yaygın değildi, bilgi toplamak bu kadar kolay değildi… Günümüzde iletişim olanakları o kadar geniş ki, neredeyse sınırsız, dolayısı ile kendilerine göre araştırıp en iyi kararı versinler.

MC: Dünyanın hiçbir yerinde toz pembe bir hayat yok, burası da öyle…Yani, herkes, önce kendi okul durumunu ve kendi alanı nı seçerek mi gelsin?

CA: Herkes belli bir düşünce ile geliyor zaten, sorun şu ki bazıları bu hazırlığı iyi yapmadığı için sonra hüsran ile karşılaşıyor… Bu nedenle iyi olanı araştırsınlar, iyiyi seçsinler, pozitif düşünsünler… Buraya gelen insanların deneyimlerinden yararlanabilirler… Bir de önce de belirttiğim gibi bu konuyu, ve bu insanları iyi araştırsınlar, maalesef sözde eğitim danışmanlığı yapıyorum diye insanları kandıranlar var ben bunu kendi müvekkillerimden biliyorum..

MC: Hocam bir de bu okul denklemi var, sadece Kanada’da mı var, yoksa diğer ülkelerde de var mı? Diyelim bir adam hukuk bitirmiş, ya da tıp okumuş doktor olmuş ama geliyor buraya ve çok ciddi bir problem yaşıyor… Önce dili bilmiyorsa dili öğrenecek elbette, e sonra da okul denklemini çözmesi gerekiyo… Ne yapacak burada? Yeniden okula mı gitmesi lazım? Kısaca onları neler bekliyor?

CA: Sanırım siz buraya gelen göçmenleri kastediyorsunuz… Türkiye’den belli bir diploma ile gelinse bile burada bu denklik süreci ciddi bir sorun… Belli meslekler tıp ve hukuk gibi, ki bunların da şansı bayağı düşük… Kaldı ki zaten Anglo-Sakson ülkelerden birisinden, yani anadili İngilizce olan bir ülkeden gelmiyorsanız, zaten doğal olarak buradaki eğitim seviyesinin en altına itiliyorsunuz.

Bi defa Türkiye’deki sistem biraz farklı, hukuk fakültesi için, şimdi onun ayrıntılarına girmeyelim…Türkiye’de üniversite sınavından sonra hukuk fakültesinde olma şansı var… Burada durum biraz daha farklı… Kanada’da, genel olarak Kuzey Amerika’da böyle birşey yok… Burada öncelikle 4 yıllık bir fakülteyi bitirmemiz zorunlu. Bu bir gereklilik ancak yeterli değil. Biraz daha uzun bir süreç… Tıp için de aynı şeyler geçerli…Yeterliliği verseniz bile başka şartları da karşılamanız gerekir. Dolayısıyla, bu süreci yaşayan, deneyimi olan insanlardan fikir almak en sağlıklı yol, bu konuda idealist olanlar vardır elbette ama bence bu ayrıntılara dikkat etmeliler. İnternet üzerinde bazen görüyorum ; Kanada’da Hukuk nasıl okunur ? diye… Gerçekten çok basit, çok inandırıcı değil.

MC: Aklıma gelmişken ikinci defa sorayım. Korona virüsü ile birlikte mahkemelerin durduğunu söyledik ama, bu mahkemeye başvurup da bekleyenler, kağıdını almaya çalışanlar, ya da ilticası kabul görüpte bekleyenler, bu ara süreçte bir sağlık sorunu çıktığında ya da başka problemler olduğunda bunları nasıl hallediyorlar, bu konuda bir fikriniz var mı?

CA: Bu konuya geri dönersek, yani pandeminin başladığı 16 Mart 2020 dönemine … Kanada Federal Hükümeti şöyle bir istisna getirdi… Kanada içinde halihazırda olupta, (gerçi Amerika’dan kaçak gelenler içinde aynı durum geçerli)… Bu durumda, işlemlerinizi online başlatabiliyorsunuz, bu sizin dosyanızın daha hızlı ilerleyeceği anlamına gelmiyor ama, en azından minimum düzeydeki sağlık hizmetlerinden ve bazı temel ihtiyaçlardan faydalanabiliyorsunuz. Bu işlemler online yapılıyor, oradan aldığınız kağıt ile sağlık işlemlerinizden yararlanabilir yanı sıra welfare alabilirsiniz… Ama onun dışındaki resmi işlemler için yine, diğer resmi evraklarla beraber güncel prosedürler dahilinde işlemler yapılabilir.

Şimdi, bir de şu an fiili olarak faaliyetlerini görece askıya almış olan Göçmenler ve İlticacılar Birimi var, bunlar en kısa zamanda çalışmalara tekrar başlayacaklar… Dolayısı ile Korona süreci ve sonrasında başvuranlar sabırlı bir şekilde beklemeliler, çünkü bu birim yeniden aktif bir şekilde faaliyete geçtiğinde bu konudaki bütün dosyaları gözden geçirip düzenleyeceklerdir, Bu nasıl olacak bilemiyorum ama bir şekilde düzenlemeleri yapacaklar.

Bu virüs riski devam ettiği müddetçe, onlar da kendi önlemlerini almaya devam edecekler, kamu personelinin sağlığını riske etmeyeceklerdir… Ha, şunu da diyebilirler, bundan sonraki dosyalarını avukatlarınız aracılığı ile gönderin diye, kamu personelleri ve başvuranları karşı karşıya getirmemek için… Bu bir öngörü, tabii ki… Mutlaka bir şeyler yapacaklar, benim gördüğüm kadarıyla, daha doğrusu planlanan gelişmeler bunlar.

MC:Yani şunu diyebilir miyiz…Yeni gelenler ,online iltica başvurusu yapabiliyorlar, ondan sonra gelen kağıt ile sağlık hizmetinden yararlanabiliyorlar, bunun dışında Welfare alabiliyorlar, yani azami ihtiyaçlarını o belge ile karşılıyabiliyorlar…

CA:Aynen öyle, fakat yeni derken halihazırda burada bulunanlardan bahsediyoruz…

MC: Mart’tan sonra gelenler mi ?

CA: Şu anda burada bulunanlar diyelim… O tarihte başvurmuş olabilir… Zaten şu an dış uçuşlardan Kanada’ya giriş yok , ve yeni iltica başvurusu da kabul edilmiyor…

MC:Kapılar da kapalı o anlamda…

CA: Amerika üzerinden bu kaçak girişler olduğunu biliyoruz. Ama şu an yasal ya da refugee olarak gelen insan sayısı şu anda havaalanında yok…

MC: Şimdi bir de şöyle düşünürsek ; mesela kimisi çok çabuk mahkemeyi geçiyor, kimisi ise 3-4 yıl bekliyor bazen… Korona’dan önce, Korona ile ilgili değil… Korona bunu daha da yavaşlattı… Ancak 5 yıldır buraya gelip, mücadele eden yine de halen kağıdını alamayan insanlar var… Sistemin yavaş çalışması mı, farklı sebeplerden mi ? Kimisi çok çabuk alırken, kimisi ise bekletiliyor… Epey uğraşmak zorunda kalıyorlar, siz uğraşıyorsunuz… Neden?

CA: Sanırım sorduğunuz soru birkaç aşamadan oluşuyor… Şu anda burada, PR (oturum başvurusu ) başvuruları ayrı bir kategoride değerlendiriliyor ve bu Pandemi sürecinden en az etkilenenler bu alanda yapılan başvurular… Bu süreçte, bu alanda başvuru yapıp oturum alan arkadaşlar oldu. Gördüğüm kadarı ile bu tarz başvurular bu süreçten hemen hemen hiç etkilenmedi.

Bu konuda zaten çok sıkıntı yok, muhtemelen bazı memurları şu an evden çalışıyorlar ve bu işlemleri bir şekilde sonlandırıyorlar.Gelelim sorunun diğer kısmına, işin mültecilerle ilgili kısmına… Bu davalar biraz daha zaman alıyor ve süreç biraz daha farklı ve sıkıntılı.

Her davanin kendine özel bir yanı vardır. İlk başvuran ilk alır diye bir kural yok… Ailevi sebepler vardır, kendisinden kaynaklanan sebepler vardır, dolayısı ile farklı faktörler ve sebepler etkilidir. Normal koşullarda, Türkiye’den gelip buraya iltica edenlerin davaları ortalama 1 yıl civarıdır… Ancak 1 yıldan fazla sürüyorsa, demek ki bir sorun var demektir… Böyle bir durumda, avukatlara danışılması gerekir, veya kendileri de direk göçmenlik ofisi ile iletişime geçip oradan bilgi alabilirler.

MC: Şunu genelde görüyoruz kendi çevremizde, bazı arkadaşlar diyor ki ; ben mahkemeyi geçtim, daha sonra PR’a başvurdum ancak 4 yıldır alamadım, hala bekliyorum. İşte, milletvekiline gittik, yazı yazdık ancak sonuçta kesin bir gelişme yok… Hep değerlendiriyoruz, bekleyin gibi benzer yanıtlar verildiğini duyuyoruz…

Bunun temelinde ne var sizce ?

CA: Şimdi şöyle ifade edeyim; Oturum (PR) başvurularının değerlendirilmesi ortalama 18-24 aydır. Ancak çoğu arkadaşımız en az 1 yıl veya 14 ay içinde alıyor… Bizim ofisteki başvuruların ortalamasına baktığımızda bu yaklaşık 15 ay civarı… Ancak eğer 2 yılı geçmişse ve halen bir yanıt yoksa, o zaman bir sorun var demektir…

Bunu takip etmeleri gerekir… Örneğin güvenlik soruşturması en fazla 6 aydır… Bundan sonra da tatmin edici bir yanıt yoksa bunun birebir takipçisi olmak zorundalar.

MC: Nasıl takip etmeliler sizce? Avukat aracılığı ile mi kişisel olarak mı? Çünkü onlarla iletişime geçmek ve bilgi almak zor oluyor.

CA:Telefon ile de olabilir, veya yazarakta olabilir, durumu ayrıntıları ile anlatan bir yazı olması lazım ve benim bildiğim kadarı ile en geç 10 gün içinde yanıt veriyorlar.

Ancak eğer gerçekten sorun kritik bir durum ise, o zaman alanında uzman bir avukattan danışmanlık ve yardım talep edilmesi gerekir… Benin deneyimime göre, çoğu hatalar insanların kendi ihmalkarlıklarından kaynaklanan bireysel hatalar… Adresi yanlış yazabiliyorlar bazen, bazen bir temsilci atanır kendisine oradan bilgi paylaşımı yapılabilir ancak kendisinin böyle bir durumdan haberi olmaz…

Bence en önemlisi ve doğrusu, kendilerinin İmmigration ile birebir iletişime geçmeleri ve en sağlıklı ve doğru yanıtı oradan almalarıdır.

MC:Hocam bir de siz boşanma davalarına bakıyorsunuz…Öyle değil mi ?

CA:Burası bir hukuk bürosu. Biz, ceza, immigration ve aile davalarına bakıyoruz.

MC: Burada şöyle bir klişe var…Türkiye’den veya başka ülkelerden evli olarak  gelip burada boşanan çiftler çok… Burada yoğunluğun kadınlardan yana olduğunu görüyoruz, burada kadınlara verilen haklardan dolayı…

Yanısıra, burada bizden kaynaklanan bir sorun da var, erkeklerden bahsediyorum… Onlarda, Türkiye’de veya Kürdistan’da alıştıkları gelenekçi ilişkiyi burada da sürdürmek istiyor ve kadınlar da bunu kabul etmiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

CA:Valla bu çok spesifik bir soru , ve yanıtı da kolay değil ancak şunu bilmek gerekir ki “Kadınların buradaki haklardan dolayı boşanmak istediği iddiası çok yanlış” insanlar buraya aileleri ile geliyor, göçmen olmak, iltica etmek ayrı bir travmadır ve beraberinde farklı sorunları getirir bu da ona bağlı oluşan bir durum… Bizim burası da öyle, bir nevi göçmenlik ve hukuk bûrosundan öte, bir kriz bürosu, çünkü insanlar buraya sorunları ile gelir biz de onları dinleyip çözüm önerileri getiririz.

Bir defa sorun bir işçi sınıfı krizi ve varolma savaşı… İnsanlar iş arıyor, buluyor, para kazanmak için rekabet ediyor sonra kendisine yabancılaşıyor… Bunlar farklı sorunları da beraberinde getiriyor, eşler birbirinden bıkıyor bazen, birbirlerine yabancılaşıyorlar…

Göçmenlik ayrı bir sorun, onun maliyeti de ayrı sorunlar getiriyor… Dolayısı ile o, biraz önce buradaki haklarla ilgili olarak kadınlara atfedilen o klişe söylemleri ve genellemeleri doğru bulmuyorum…Tabii ki Türkiye’deki kadın hakları belki içler acısı ama buradaki kadınların da farklı sorunları var.

Göçmenlik gelip sadece oturum alıp buraya yerleşmek değildir… Buraya uyum sağlamak var, kültürünü ve dilini benimsemek var, eğitim var, bu uzun ve olağanüstü meşakkatli bir süreç ve maalesef herkes bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatamıyor.

Böyle bir durumda boşanma tabii ki çözüm yollarından biri belki ama bana göre en son çare olarak bakılmalı… Kişiler bu konularda, danışmanlık ve uzman yardımı almalılar… Bana göre, benim kişisel sentezim, bu bir işçi sınıfı krizidir ve o süreçte yaşanan bireysel çatışmalarda gerekli ve yeterli çözüm yollarının bulunamamasından kaynaklanır.

MC:Sizin de az önce belirttiğiniz gibi, entegre olamama bir sorun, onun haricinde bir sorun yaşandığında bunu yadsımak, uzmana gitmemek de önemli kriterler… Bunun bizim kapalı toplum halimiz ve o psikoloji ile nasıl bir bağlantısı olabilir ?

CA: Bu bizim gibi toplumlarda, yani Doğudan gelen, ya da Ortadoğudan diyelim çünkü orada da benzer, önemli bir sorun ancak yine de “psikoloji ” deyince şöyle bir irkilir bizim insanlarımız çekinirler… Halbuki bu gayet doğal bir durum, ve her insan hayatının belirli dönemlerinde çok stresli durumlardan ve bunalımlardan geçmek zorunda kalır, bunu da atlatmak herkesin harcı değildir. Burada olması gereken, insanlar arasında paylaşımların ve dayanışmanın olmasıdır… Anlamak önemli, ve de dinlemek… Ben sadece Türkiye’den veya Kurdistan’dan gelen insanlara yardımcı olmuyorum, diğer toplumlardan gelen insanlar da var, onlara da yardımcı oluyorum, sorunlar benzer, bu tamamıyla göçmen olmanın getirdiği bir durum. Bunu da ancak bilinçli insanlar aşabiliyor, bilinçsiz insanlar ise içerisinde yok olup gidiyorlar.

MC: Buraya gelen insanların çoğunun işçi sınıfından geldiği doğru, biraz rahat bir yanı da var, yanı sıra dediğin gibi entegrasyon sorunu da var. Onun yol açtığı bireysel sorunlar da oluyor…Eğer bir eğitim ve öğrenim süreci de yoksa, sorunlar daha da mı derinleşiyor?

CA: Burada kolay görünen ama çok zor bir süreç var… Sorumluluklarımız var, faturalarımızı ödemek, ve geçinmek zorundayız, haftada 40 saat çalışmamız lazım… Çok az insan Türkiye’den para ile geliyor ve onlar bu anlamda şanslı… Bu ülkenin şartları böyle, birçok insan emeği ile geçinmek zorunda ve dolayısı ile emekçi olmak da zor bir iş.

MC: Hocam son olarak bize, buraya yeni gelen veya kağıdını bekleyen arkadaşlar için ne söyleyebilirsiniz.?

CA:Bu ülkenin iki resmi dili var. İngilizce ve Fransızca. Eğer Quebec dışında iseniz mutlaka İngilizce öğrenmeniz lazım…

Aslında üç şey söyleyeceğim:

Bu ülkenin dilini mutlaka ve mutlaka öğrenmeniz lazım.

Gün gelecek belki de tercümana ve avukata bile ihtiyacınız kalmayacak.

Yapabiliyorsanız, Fransızca ’da öğrenin. Kendiniz olmasa bile, çocuklarınızın öğrenmesi için çaba sarf edin.

İngilizce’yi ve Fransızca’yı iyi bir şekilde bilmek dünya kadar kapıyı sizin ve çocuklarınızın önüne açar.

MC:Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim, önümüzdeki süreçte sizin ile İngilizce de bir görüşme gerçekleştirmek istiyoruz.

CA:Elbette, ben teşekkür ederim.

Yorumlar