DOLAR
9,6020
EURO
11,2100
ALTIN
553,66
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
26°C
Diyarbakır
26°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
19°C

İçselleştirilmiş ittihatçılık!

İçselleştirilmiş ittihatçılık!
09.09.2020
0
A+
A-

Eren Keskin

12 Eylül Askeri Darbesi’nin 40. yıl dönümü…
Büyük bir militarist darbe! Her şeyin, herkesin alt-üst edildiği, işkence, idam, unutulmayacak bir 40 yıl geçti.

Aslında, 12 Eylül bir milat değildi.

Militarizmi ve yarattığı sonuçları, T.C Devleti’nin kuruluşu ile birlikte tartışmak gerekmektedir.
1915 yılında işlenen büyük bir soykırım sonrasında kuruldu, T.C Devleti…
Osmanlı döneminde, İttihat Terakki yetkililerin emri ile uygulanan soykırım ve soykırımın zihniyet sahipleri, devletin kuruluşunda, “karar verici” makamdılar.
Aslında 12 Eylül ile daha da derinleşen, ‘militarizmin yasama, yürütme ve yargı kurumları üzerindeki etkisi’ kuruluş ile başladı.
Yani, sistemin kendisi, ‘asker odaklı’ olduğundan, 12 Eylül darbesi de şaşırtıcı değildi.
Ama nasıl doğal felaketler ‘beklenmezse’ darbede beklenmedi. Ama oldu ve yıktı, geçti.
Aslında coğrafyamızda, sağcı-solcu -liberal daha kim varsa, kendini nasıl tanımlıyorsa, ‘İttihatçı kodlar’ ile yetiştiler.
Bugün 2020! Ve hala, bu coğrafyada kendisini ‘solcu’ olarak tanımlayanların bile (büyük çoğunlukla) 1915 soykırımı gündemlerinde bile değil.
Cumhuriyet Gazetesi okuyarak, solcu olunan bir coğrafyada, ne yazık ki gerçek anlamda bir ‘MUHALEFET’ gelişmiyor.
İşte en büyük sorunumuz da bu!
Devleti hepimiz tanıyoruz.
Devlet, AKP’den önce de aynıydı, AKP iktidarında da aynı.
Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “kırmızıçizgilerini” eleştirmeyi hedef alan, ‘gerçek muhalefet’ için, bu aynen böyle…
12 Eylül tüm sonuçları ile devam etmekte…
Sürekli ‘darbelere karşıyız’ edebiyatı yapan tüm iktidarlar, Askeri Darbe” ürünü Anayasa ile toplumu yönetmekten utanmadılar.
Biz, hala Kenan Evren liderliğinde yapılan Anayasa ile yönetiliyoruz.
12 Eylül’den bu yana, tüm iktidarlar darbe sisteminin uygulayıcısıydılar.
Bizim sorunumuz, MUHALLEFET’TİR. Gerçek anlamda, “yüzleşme” talep eden , “Kemalizm -ile İslamcılık” arasına sıkıştırılmayı red eden, 1915 ile, 1938 ile, 12 Eylül ile, 15 Temmuz ile mücadeleyi temel alan gerçek bir muhalefet…
Bunu başardığımızda işte, militarizm, ırkçılık, şovenizm ile mücadelede bir yol alacağız!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.