DOLAR
13,8164
EURO
15,6712
ALTIN
789,77
BIST
2.038
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Yağışlı
12°C
Diyarbakır
12°C
Yağışlı
Cuma Parçalı Bulutlu
10°C
Cumartesi Az Bulutlu
13°C
Pazar Az Bulutlu
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
15°C

HEDEFTEKİ KADIN-MİTHRA ÇİYAYİ

HEDEFTEKİ KADIN-MİTHRA ÇİYAYİ
25.11.2021
0
A+
A-

İsminiz MİT ya da derin devletin öldürülmesini istediği gazeteci ve aydınların bulunduğu listede geçiyor, bunu görünce ne hissettiniz?

Ben o listedeki tek kadın gazeteciyim. 15 Temmuz’dan iki gün sonra hakkımda propaganda suçlamasıyla gözaltı kararı verildi. O zaman da liste başı olmuştum. Yani 15 Temmuz’u fırsata dönüştürerek yapılacak gazeteci avına benimle başlamışlardı. Aslında şaşırmadım. Yargı içerisinden birilerinin benden rahatsız olduğunu düşünüyorum. Geçen senelerde umursamamayı öğrendim.

Bir gazeteci böyle listeye neden girer?

Malta’da yolsuzluğu araştırdığı için birkaç sene önce bir kadın gazeteci bombalı saldırı ile hayatını kaybetti. Türkiye tarihine baktığınız da Musa Anter, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi gibi birçok gazetecinin katlediğini biliyoruz. Barbar toplumlar aykırı fikirlerden ve satın alamadıkları insanlardan  hoşlanmazlar. Yani gazetecileri bir yana bırakın bahse konu listede Hilal Nesin ve Ferhat Tunç gibi sanatçılar da var. Sanatçıya sanata düşmanlar.

Türkiye’de her anlamda kötüye giden bir tablo var, sizce daha kötüsü olabilir ya da iyisi mümkün mü?

Türkiye demokratik bir hukuk devleti değil. Devlet bile değil. Türkler dışındaki hakları yok saymış, ve doğuştan sahip olduğu ırkla, uydurulmuş bir tarihle ve dinle üstünlük iddiasında olan bir yapı var. Ayrıca tek dil biliyor ve o dil dışında bir dil ülkede konuşulmuyor. Tek dil tek kaynaktan beslenmek demektir. Yani Türkiyelilerin yaşadığı yeri merkez olarak algılamalarının ana nedeni tek dille yaşama mahkum olmuş olmalarıdır. Diğer dünyayı ekrandan takip ediyorlar. Nedim Şener gibi insanlar kitap yazıyor mesela. Ya da tek dil olduğu için dışarıdan gelen kaynaklar dil bilenlerin seçtiği kaynaklar. Kişilerin değil. Bence kötü bir başlangıç yaptığı için iyi bir sona varması hiç bir zaman mümkün değil. Eşitlik ve demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi değerlerden uzak, kişilerin, ırkların ve dinin üstünlüğüne sığınarak nereye kadar gidilebilir? Türkiye’nin entelektüel sıkıntısı var. Konuşmacı ve anlatıcı konumundaki insanlarda içe bağımlı, dışa kapalı olduğunda sığ tartışmalar sürüyor. Erdoğan ve onun iktidarı  bunların tamamının toplandığı bir mozaik aslında.

Arzu Yıldız


Türkiye’de muhalefetin olmayışından dem vuruluyor, siz de HDP dışında gerçekten muhalefet yok mu?


Ben iktidara talibim diyen yok. İktidarın değişmemesi onların değişmesinin mümkün olmadığından değil, iktidara talip olan olmamasındandır. HDP Demirtaş ile bir çıkış yaşadı. Kürt partisinin dışında bir Türkiyeliler partisine dönüştü. Ben Kürt siyasi hareketinin içerisinde devletle çalışan ya da şöyle deyim derin devlet-sistemle iş birliği yapanlar olduğuna inanıyorum. Sonrasında Demirtaş, Yüksekdağ, Baluken ve Sebahat Tuncel, Aysel Tuğluk, Diyarbakır Belediye Başkanı Gülten Kışanak gibi birçok siyasetçi tutuklandı. Ben tutuklu kürt siyasetçilerin sistemle masaya oturmayı reddedenler olduğuna inanıyorum. Bakın Demirtaş bence son elli yılda siyasete giren en renkli ve uzlaştırıcı, yaratıcı ve samimi bir liderdi. İktidar dediğimiz şey Meclis birleşenleri ile ayakta duruyor. O birleşenler dağılmıyor göstermelik bir siyaset, muhalefet yürütülüyor. Tutuklanmamış HDP’nin eş başkanlarının etkin siyaset yaptığına siz inanıyor musunuz? İçeride hapis olan HDP bir umut olabilir ama dışarıda kalan yanı pasif siyaset yapıyor.


Siz sürekli adalet vurgusu yapıyorsunuz, adalet sizce neleri değiştirir?

Mesela mevcut ortamda Erdoğan giderse beklentisi, hapishanelerin boşalması beklentisidir. Siz de hapis yattınız. Türkiye yargısı millet adına karar veriyor gibi görünse de hiç bir zaman millet adına karar vermiyor. Devletçi ve sistem yanlısı bir yargı var. Devlet suç işlediğinde tarafsız değil. Adalet olsa asimilasyon suç olur. İnsanlar kendi dillerini konuştuğu için suçlu olmaz, onlara kendi dillerini konuşturmayanlar suçlu olur. Ötekileştirmek suç olur. Ortada bir savaş kalmaz. Adalet seçimlere göre işliyor. Kanunlara göre değil. Yani Türkiye’de yargıçlar kanunları takip etmiyor, iktidarları takip ediyor ve sığ tipler. Uluslararası hukuk bilmiyorlar. Dünyadan kopuk kuzey Kore yargısı gibi yaşıyorlar. Yargıç devlet yanlısı olmamalıdır. Yargıç sadece adalet yanlısı olur. Türkiye’nin kanunu da kanun değil yargısı da yargı değil. Şimdiki ortamda yargıçlar cübbeli birer asker gibi, ya da eleman.

Mültecilik zor bir haldir, bir gazeteci olarak mülteciliği değerlendirir misiniz?

Arzu Yıldız Ödül Töreninde




Aslında mültecilik başlangıcı zor bir durum sonrası özgürlük. Üzerinizdeki tüm etiketlerden kurtuluyorsunuz. Türk, gazeteci vs bunlar kalkıyor. Diğer tüm mültecilerle eşit oluyorsunuz. Aslında bir kimlik size bir değer katmıyor ama sağlam bir karakter ve ürettiğiniz şeyler sizi siz yapıyor. Kimlikler değil. Bunlardan kurtulduğunuz da özgürleşiyorsunuz. Dünyanın her yerine ait hissediyorsunuz. Kimlik için yapılan çatışmalardansa kimliksizlik barışını seçiyorsunuz. Ben öldüğümde bir devletin bayrağını üzerimde istemiyorum. Bir mülteci gibi ölmek istiyorum. Yaşamın kendisi de mültecilik değil mi? Gelip geçiyoruz bu dünyadan, ait değiliz.

Facebook sayfanızda hislerinizi yitirmekten bahşediyorsunuz, bu mülteci olmak ile mi alakalı?


Evet, dışarıdan geldiğim yeri ya da başka ülkeleri izlediğimde çok komik geliyor. Ben Iraklıyı da Eritreliyi de bolivyalıyıda anlamak, ortak noktalar bularak yaşama devam etmek istiyorum.

Diğer yandan, her şeyin her an olabileceğini hayatının sil baştan değişebileceğini gördükten sonra ve kaybettikten sonra her şeyi. Hislerin de kalmıyor. Korku, endişe vs. Bağlanmak istemiyorsun hiç bir şeye. En ağırını gördüğün için sonrasında her şey ılık bir rüzgar gibi çarpıp geçiyor. Hafif geliyor.

Bir arkadaşım şöyle demişti; “Geçen zaman sonunda bana her şeyimi geri verseler hislerimi nasıl verecekler”

Kaybedilen her şey tekrar verildiğinde kaybetmeden önceki hissi size geri vermez. O elinizdeyken ve o an aklınızdaki değer ve yere göre sizin hislerinizde bir karşılık bulur. Sonrasında verildiğinde aynı tadı almazsınız.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.