DOLAR
9,6155
EURO
11,2367
ALTIN
554,31
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
27°C
Diyarbakır
27°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C

HDP operasyonunun perde arkası ve 6-8 Ekim’de yaşananlar

02.10.2020
0
A+
A-

DAİŞ çetelerinin Kobane’ye bir km mesafeye yaklaşmasıyla birlikte 2 Ekim günü başlayan ve 6-7-8 Ekim tarihleri arasında doruklara ulaşan halkın öfkesi bütün bölge ve dünya sokaklarını tutuşturdu. Asker ve polisler sokağa çıkamaz oldu. Sokağa çıkan halk, taleplerin karşılanması için çağrıda bulundu. Kobanê dünyanın gündemine oturdu.

ürkiye ve Kuzey Kürdistan kentlerinin yanı sıra Avrupa kentlerinde de Kürdistanlılar ve dostları Almanya’da Köln, Stutgart, Nürnberg, Essen, Frankfurt, Manhheim, Hagen; İsviçre’de Bern; Fransa’da Paris ve Strasbourg, Avusturya’da Viyana kentlerinde eylemler yapıldı. Kobanê’de yaşananlara dikkat çekmek isteyen Hollanda’da yaşayan Kürdistanlılar Hollanda Parlamentosu’nu işgal etti.Almanya’da Köln, Stutgart, Nürnberg, Essen, Frankfurt, Manhheim, Hagen; İsviçre’de Bern; Fransa’da Paris ve Strasbourg, Avusturya’da Viyana kentlerinde eylemler yapıldı. Kobanê’de yaşananlara dikkat çekmek isteyen Hollanda’da yaşayan Kürdistanlılar Hollanda Parlamentosu’nu işgal etti.

Güney Kürdistan’da ise halk Kobanê için eylemlere başladı. Kerkük ve Qaledize kentlerinde kitlesel gösteriler düzenledi. “Bijî Berxedana Kobanê” sloganı Süleymaniye kentinde de yankılandı. Yine İran’da Cıwanro, Sine, Mahabad, Kırmanşah, Urmiye, Loristan, Bokan’ın yanı sıra Tahran’daki eylemler ve destek amaçlı başlatılan açlık grevleri günlerce sürdü.

DEVLET EYLEMLERİ İÇ SAVAŞA DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞTI

Dünyanın dört bir yanında Kobanê eylemleri gelişirken, Türk devleti kontralarını da sahaya sürerek en kirli yöntemlerle halk serhildanlarına cevap verdi. Aslında iç savaş kışkırtılarak basın üzerinden kirli bir algı operasyonu başlatıldı. Çok geçmeden de Mart 2006 olaylarını hatırlatırcasına “Kadın da olsa çocuk da olsa gereken neyse yapılacaktır” yaklaşımı düstur edinildi. Erdoğan’ın yaptığı bu açıklama sahadaki vurucu timleri için aslında “gerekirse öldürün, katledin” talimatıydı. Bunun için hizbulkontra gibi yapıların da açık tahrikleri desteklenerek silah kullanmalarına göz yumuldu. 6 Ekim’de başlayan protesto eylemlerinde 12 Ekim’e kadar özellikle Amed, Mardin, Siirt, Bingöl, Antep, Van, Muş, Batman, İstanbul ve Adana’da polisler tarafından sivillere yönelik katliamlar gerçekleştirildi.

6-7-8 Ekim eylemlerinin yansımaları şu şekilde oldu. Amed’teki sokağa çıkma yasağı, Çınar, Eğil, Ergani, Dicle, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp ilçeleri de dahil birer gün uzatıldı. Yasak, İl İdaresi Kanunu’na dayandırıldı. Kentte okullar tatil, uçak seferleri iptal edildi. Hakkari ve Van’da da üniversitelerde eğitime ara verildi.

O dönem Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; 36 ilde meydana gelen 2 bin 389 olayda, 48 sivil ve 2 polis yaşamını yitirdi, 438 sivil ve 331 polis yaralandı, 4 bin 291 kişi gözaltına alındı, bunlardan bin 105’i tutuklanarak cezaevine konuldu.

Oysa başta insan hakları ve diğer sivil toplum kuruluşları olmak üzere, partilerce yayınlanan raporlarda emniyetin verilerinin gerçeği yansıtmadığı net bir şekilde ortaya konuluyordu. Raporlar devletin bir gelenek olarak gerçeği nasıl manipüle ettiğini bir kez daha ifşa ediyordu.

HÜDA-PAR PROVAKASYONU

6-7-8 Ekim Serhildanı’nda devletin önemle kullandığı enstrümanlardan bir tanesi de Hüda-Par’ın sahaya sürülmesiydi. Bu eylemlerden de nemalanmaya çalışan bu yapı, daha sonraki süreçte de mağduriyet edebiyatı altında haksızlığa uğradığını söyleyerek Kürt hareketine sürekli saldırmış ve devlet ile çeşitli anlaşmalara varmıştır.

2013 yılında kurulan Hüda-Par ağırlıklı olarak Kürt illerinde faaliyet gösteren ve sözde İslami çizgiye sahip bir siyasi parti olarak kendisini tanıtıyor. Oysa gerçek olan ise, Türk devletinin 1990’larda Kürt avına çıkardığı kontra yapı olan Hizbullah’ın parti kılıfı altında gizlenmiş yeni yüzüydü. Hüda-Par, Mustazaf-Der adlı derneğin Hizbullah örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılması ardından kuruldu.

6-7-8 EKİM SERHILDAN SÜRECİNE İLİŞKİN İMRALI’DAN GELEN NOT

9 Ekim’de İmralı hapishanesinden gönderilen ve Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a dönemin başbakan yardımcısı Yalçın akdoğan tarafından iletilen notta, “Kobanê halkı emeğiyle orada kendilerine özgü bir sistem oluşturmuşlar. Devlet buna tahammül edemiyor” diyen Önder Abdullah Öcalan, “Kobanê’deki insanlarımız sonuna kadar direnecekler. DAİŞ’in olduğu yerde ve Kürtlerin yaşadığı bölgede nerede bir DAİŞ varsa sonuna kadar direneceğiz. DAİŞ’e hiçbir taviz verilmeyecek. DAİŞ yapay bir örgüttür. Kürtlere yönelik nerede böyle bir saldırı varsa büyük bir cevap olunmalıdır.

DAİŞ’e karşı büyük bir direniş sergilemeliler. Kimsenin bir halkı yok etmeye hakkı yok. Bu politikaya karşı Kürtler her yerde ayaklansın. Eğer bunu bugün yapmazlarsa yarın çok geç olabilir. Bakın ne yapıyorlar; bizlerin bir kısmını sabah kahvaltısı, bir kısmını öğle yemeği bir kısmını da akşam yemeği yapıyorlar. Bu kabul edilebilecek bir durum değildir. Kobanê’yi yalnız bırakmaya kimsenin hakkı yoktur. DAİŞ’e karşı her yerde büyük bir direniş olmalıdır.

Bir ikincisi, tahmin ediyorum ki, JİTEM süreci bozmak için devreye girmiş durumda. JİTEM eğer bertaraf edilmezse, tekrar devreden çıkmazsa, bu süreç yürümez. JİTEM’i aradan çıkartın süreç demokratik bir şekilde yürüsün. Biz her şeye hazır, ancak doğru ve gerçek bir süreç istiyoruz. Oyalama taktikler istemiyoruz” mesajı veriyordu.

7 Ekim’de Muş Varto’da Hasan Buksur’un eylemler sırasında polis tarafından vurulmasından 20 Ekim’e kadar uzanan 13 günlük süre içerisinde protestolar da toplam 52 kişi ateşli silah, gaz bombası ve linç sonucu hayatını kaybetti. 

Bunlardan 37’si, HDP/BDP/EMEP’li, yurtsever, sıradan vatandaş, memur, ev kadını 36 kişi güvenlik güçlerinin, korucuların açtığı ateş, gaz bombası ve ırkçı milliyetçi linç saldırılarında hayatını kaybetti.

52 KİŞİ ÖLDÜ SADECE HÜDA- PAR DAVASI AÇILDI

52 kişinin öldüğü 6-7-8 Ekim serhıldanlarında Hüda-Par’lılar dışında kimse adına herhangi bir yargı süreci başlamadı. Hüda-Par’lılar ölümleri gündemde tutup Kürt bileşenlerine karşı anti-propaganda yaparak devletin yanında yer aldılar.

6 yıl sonra soruşturma konusu yapılan ve Kürt siyasetine yönelik yeni bir “siyasi soykırım” operasyonuna dönüşen Kobanê eylemlerinde polis, Hizbulkontra ve ırkçı grupların saldırısı sonucu büyüyen olaylarda 52 kişi yaşamını yitirdi. Başlatılan gözaltı furyasında ise 199’u çocuk bin 213 kişi gözaltına alındı. Bu gözaltılardan 20’si çocuk 183 kişi tutuklanarak hapishanelere gönderildi.

ARAŞTIRMA ÖNERGELERİ AKP-MHP OYLARI İLE REDDEDİLDİ

HDP’nin Kobanê eylemlerinin araştırılması ve gerçeklerin açığa çıkarılarak kamuoyuyla paylaşılması amacıyla verdiği 3 araştırma önergesi AKP-MHP tarafından reddedildi. Konuya ilişkin HDP’nin sunduğu soru önergeleri ise yanıtsız kaldı.

HDP ayrıca Kobanê eylemlerine dair ilgili bakanlıklara soru önergeleri de verdi. Bu soru önergeleri de yanıtsız bırakıldı.

HDP, ilgili bakanlıklara verdiği önergelerde şu soruların cevaplarını talep ediyordu;

* Bakanlığınız tarafından 6-8 Ekim 2014 olayları sonrasında herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?

* Eğer başlatıldıysa bu soruşturma kapsamında görevden alınan vali, kaymakam, emniyet müdürü bulunmakta mıdır?

* 6-8 Ekim 2014 Kobani olaylarının tüm boyutlarıyla araştırılması için meclis araştırma komisyonu kurulacak mıdır?

* 6-8 Ekim 2014 olaylarında ölüm ve yaralanmalara neden olan kolluk kuvvetleri hakkında başlatılan soruşturma var mıdır?

* 6-8 Ekim 2014 olaylarında hayatını kaybedenlerin kaçı HDP ve BDP üyesidir?

HDP’nin Meclis’te ilgili bakanlıklara sunduğu soru önergeleri AKP- MHP oyları ile reddedilirken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6- 8 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen Kobanê eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 82 kişi hakkında yakalama kararı verildi. O süreçte HDP MYK üyesi olan 20 kişi 25 Eylül’den itibaren gözaltında. Ayrıca dosya kapsamında dönemin eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ Şenoğlu’da bu dosya kapsamında tutuklu bulunuyorlar.

O DÖNEM KONUŞAN EFKAN ALA SUSKUNLUĞUNU KORUYOR

Aynı dönem 3 Kasım 2014 tarihinde 23. AKP İstişare ve Değerlendirme toplantısında çözüm süreci ve 6-7-8 Ekim olaylarının masaya yatırıldığı oturuma katılan dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala, Kobanê eylemleri ile sokakların savaş alanına çevrilmesinde Paralel Yapı’nın etkisinin bulunduğunu belirtmişti. Basına kapalı gerçekleşen toplantıda Ala’nın, “Bu yapıya mensup kamu görevlileri içinde, hükümeti zora sokmak için bilerek olaylara müdahale etmeyenler olduğunu belirledik. İsimleri tek tek tespit edilerek gerekli soruşturmalar başlatıldı” diye belirttiği basına yansıdı.

Sonrasında da ortaya çıktı ki Efkan Ala’nın yaptığı açıklama gerçeği yansıtmamakla birlikte bu süreçten sonra HDP’ye yönelik algı operasyonları artarak devam etti. Nitekim Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 6-7-8 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen Kobanê eylemlerine ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Soruşturma kapsamında o tarihte Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında olduğu 20 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların gözaltı süresi 4 gün uzatıldı.

Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala, Kobanê eylemleri bahanesiyle sokakların savaş alanına çevrilmesinde Paralel Yapı’nın etkisinin bulunduğu açıklamasını yapmıştı. Fakat ortaya çıkan durumda ve gelinen aşamada HDP’ye yönelik yapılan operasyonun siyasi olduğunu, şu örnek açıklıkla gösteriyor. Kars Belediyesi Eş Başkanı Ayhan Bilgen’in gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen Kobanê eylemleri öncesinde çağrı yapmak suçlaması ile daha önce de tutuklandığı bu davadan 8 buçuk ay hapis yattığı ve sonrasında Bilgen’in katılmadığı MYK toplantısı ile suçlandığını belirterek, Anayasa Mahkemesi’nde tazminat davası açmış ve haklı bulunarak tazminat kazanmıştı. Aynı dava dosyasından Ayhan Bilgen 25 Eylül günü ikinci kere gözaltına alındı.

Bütün bu AKP- MHP rejiminin gözaltı ve HDP’yi kriminalize etme saldırılarına karşı halk Kars, İstanbul, Amed, Adıyaman, Adana, Mersin, Cizre, Mardin, Ankara başta olmak üzere Türkiye ve Kürdistan kentlerinde HDP’yi sahiplenme eylemleri gerçekleştirdi

Avrupa ve dünya ülkelerinden de AKP- MHP rejiminin HDP’ye yönelik baskıcı saldırıların sonlandırılmasına ilişkin HDP ile dayanışma içerisinde olacaklarını belirten mesajlar ve açıklamalar yayınlandı.

Bütün bu saldırılara karşı ortaya çıkan tepkilerde gösteriyor ki AKP-MHP faşist rejimi Türkiye’de ortaya çıkan yeni durum ve bu durum karşısında HDP’nin yürüttüğü kampanyalardan oldukça korkmuş durumda. Bu bakımdan da yine ilk olarak halkın muhalefet güçlerinin damar yollarını tıkayarak kendisi dışında herhangi bir siyasi oluşuma izin vermeyeceğini gösteriyor. Tabi bu siyasi soykırım operasyonları ve saldırılar HDP açısından ne ilk ne de sondur. Bu saldırılar karşısında HDP’nin duruşu nettir o dönem meclis kürsüsünde Selahattin Demirtaş şu sözler ile duruşlarını ortaya koymuştu, “Neyle tehdit ediyorsunuz bizi? Kime nasıl bedel ödeteceksiniz? Ölümden öte köy yok. Her birimizin canı, halkımızın uğruna bin defa kurban olur” demişti. HDP bugünde dün olduğu gibi renkleri ile tüm saldırılara karşı halk ile omuz omuza büyük bir direnişin zincirini oluşturuyor.

ANHA

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.