DOLAR
13,8164
EURO
15,6712
ALTIN
789,77
BIST
2.038
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Yağışlı
12°C
Diyarbakır
12°C
Yağışlı
Cuma Parçalı Bulutlu
10°C
Cumartesi Az Bulutlu
13°C
Pazar Az Bulutlu
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
15°C

FOSEPTİK DÜZENİ, NAM-I DİĞER BERABER ÇÖKENLER ALAYI

FOSEPTİK DÜZENİ, NAM-I DİĞER BERABER ÇÖKENLER ALAYI
21.05.2021
0
A+
A-

Nihat Veli Yüce

“aşçı bahçivana, bahçivan şöföre, şöför uşağa sonra hepsi uşağa”

Saray cenahı ve bağlaşıklarının durumu, Cem Yılmaz filminin ünlü repliğini hatırlatıyor.

Beraber yürütünce, dağıtılan rantın güç kulvarlarına göre akması, bu rantın etrafına üşüşen, kenarından, köşesinden tırtıklayanlar arasında büyük bir rekabet yaratır. En tepeden en alta kadar, her güç merkezi gücü oranında nemalanır. Ranttan daha büyük pay kapmak için büyük bir rekabet ve kapışma başlar. Dışarıya karşı tek vücut hareket edildiği imajını güçlü tutmak, dağıtılan ranttan pay almak isteyen başka güçleri atıl durumda tutar, cesaretlerini kırar. Böylece dışarıdan yeni güçlerin ranta ortak olmasını engeller. Dışarıya karşı hal bu iken, içeride rantı paylaşanlar sürekli daha fazla pay isterler ve sürekli, bir birlerine karşı, delil, belge, bulgu biriktirirler. Bu durum tarafları giderek bir yandan sürekli didişen, diğer yandan bir birleri hakkında delil biriktirdiklerinden bir birlerine mahkum duruma getirir. İçlerinden biri oyunu bozar dönen dolapları ifşa ederse, diğerleride onun çevirdiği dolapları ifşa etmekle tehdit ederler. Böylece zorunlu nikah çoğu dönem devam eder. Kol kırılsa da yen içinde kalır.

Bu rant paylaşımında, yada taht oyununda, öyle tarihsel süreçler ortaya çıkar ki, taraflardan biri veya bir kaçı diğerini tamamen köşeye sıkıştırdığını, bitirebileceğini ve onun rantınada el koyabileceklerini düşünürler. Bu tarihsel süreçlerde kimi koşullarda başarılı olurlar, kimi koşullarda da başarısız olurlar ve bumerang gibi geri dönüp onları vurur. Bu nokta işlerin tamamen karıştığı bir nokta olur. Bu tip durumlarda rantçılar iki yöntemle kendilerini kurtarmaya çalışırlar.

Mesele o kadar içinden çıkılmaz hal almıştır ki, inkar etmenin zemini kalmamıştır. İlk yöntem; Şener Şen’in, İlyas Salman’a söylediği “hele sorki niye” repliğidir. Evet böyle bir şey var, fakat biz bunu vatan, millet, toprak, çakıl, kum, tanecik, zerrecik için yaptık diyerek savunurlar. Bizimle uğraşanlar da, vatan, millet, toprak, çakıl, kum, tanecik, zerrecik düşmanlarıdır diyerek işi milli duygulara sığınarak geçiştirmeye çalışırlar. Bu yöntem dünyamızdaki muz cumhuriyetlerinde genelde işe yarar. Meselenin gerçek mi, yalan mı olduğu tartışılmaz, araştırılmaz, meseleyi ifşa edenlerin kimliği tartışma konusu yapılır, vatan-millet naraları arasında mesele kapatılır. Türkiye’de muz cumhuriyeti haline getirildiğinden burada da bu yöntem iş görüyor. 17/25 Aralık ifşalarında bu yapıldı. Sedat Peker meselesinde de aynı yöntem deneniyor.

İkinci yöntem de ise, bir kaç kişinin sorumluluğu üstleniyormuş gibi yapması sağlanır, göstermelik yargı mekanizmalarında yargılanırlar, bir kaç yıllık hapis cezaları ile mesele kapatılır. Kısa sürede hapis yatanlar tahliye edilirler ve ödülleri verilir. Susurluk ve Mehmet Ağar meselesinde bu yöntemi uyguladılar.

Bugün rant paylaşımı, o denli cüretkar ve göz önünde yapılıyor ki, bire bir ve zaman, mekan bilinmesede çarkın nasıl işlediği ve dağıtılan rantın büyüklüğü üç aşağı beş yukarı biliniyor. Bu denli cüretkar davranıyorlar. Sistemin mafyalaştığı, mafyanın sistemleştiği, kurumsal hale geldiği, bu nedenle bir çok yolsuzluğun aleni yapıldığı bir süreci yaşıyoruz. Sorun kim nerede, nasıl ve ne kadara çöktü, ne kadarını götürdü meselesini belgelemede düğümleniyor. İşin “aşçı bahçivana, bahçivan şöföre, şöför uşağa sonra hepsi uşağa” bölümünün belgelerle ifşa edilmesi boyutu bilinmeyen boyuttur.

Bugün diğer bir zorlukta belgelerle rant, talan, yalan, uyuştturucu, cinayet, tecavüz çarkı ispatlansa da, ortada bu belgeleri ele alıp, soruşturacak, gerekli davaları açacak ve nihayete erdirecek ne bir yargı erki, nede parlamento gücü vardır.

Bugün özellikle İstanbul ve Ankara belediyelerinde yıllardır yapılan yolsuzluklara dair bir araştırma, soruşturma, bir ifşa var mı? Yeni başkanların bu yönlü ortaya çıkardıkları bir yolsuzluk var mı? Ne yazıkki yok. Ortaya çıkarılsa da yargılayacak yargı kurumu yok. Yargı üç maymunu oynuyor, fakat halkın yargısı var. Halkın yargısının olduğu unutuluyor. Her iki belediye de halka güvenmekte, halkın nihai yargıçlığına baş vurmakta tereddütler yaşanıyor. Zımmi bir uzlaşma durumu var. Bundandır ki belediyelerde köşe başlarında hala AKP döneminin bürokratları tutuluyor. Bunlar üzerinden işler yürütülüyor. Her iki büyükşehir belediye başkanları siyasette daha yüksek mevkilere göz diktiklerinden radikal tutum alamıyorlar, belediyelerde dönen rant çarkını ifşa etmekten çekiniyorlar. Belediyecilik yapmakla, cumhurbaşkanı adayı olmak arasında bey namaz durumdadırlar.

Sedat Peker’in ifşaatlarının arkasında kimler var, içeriden mi, dışarıdan mı bilemem. Bunun bir önemi de yok. Bunu bilmemizde mümkün değil. Zira o karanlık çarkın içinde, yanında değilseniz bilemezsiniz. Tahminler, olasılıklar ortaya koyabiliriz, fakat kesin bilemeyiz. Mesele Sedat Peker’in nasıl biri olduğu, kişilik özellikleri, dünya görüşü de değildir. Mesele dediklerinin doğru olup olmadığını ciddiyetle araştırıp, bu çarkın içinde olan bütün kesimlerin ipliğini pazara çıkaracak bir devlet ciddiyeti, kurumların ciddiyyeti var mı yok mu da düğümleniyor. Biliyoruz ki ne böyle bir ciddiyet, ne de bir merci var. Bu nedenle devlet, millet, toprak, kum, tanecik, zerrecik demogajisi ve manipülasyonu, tozu, dumanı arasında rantın kahramanları işleri kendilerine göre bir rotaya sokacaklardır.

Bundandır ki, bu yozlaşmış, çürümüş, kokuşmuş, lağımlaşıp akan bu kirlilik tiksinti uyandırmaktadır. Sırça köşklerin, şatafatlı, lüks hayatların, atılan vatan-millet naralarının ardındaki büyük yalan, talan, kirlilik ve çirkinlik bütün Türkiye’yi kuşatmış durumdadır. Bu foseptik düzeni cesur ve radikal bir dönüşüm projesi ile, demokrasi, insan hakları, laiklik, eşit yurttaşlık ve özgürlükler esasları üzerinden yeniden inşa ekseninde ele almamak, uzlaşmaya ve aynılaşmaya götürür. Bu durumda ortaya çıkan tablo, “aşçı bahçivana, bahçivan şöföre, şöför uşağa sonra hepsi uşağa” durumudur. Burada uşağın kim, kimler ve hangi toplumsal kesimler olduğunu belirtmeye gerek var mı?

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.