DOLAR
9,6155
EURO
11,1969
ALTIN
554,22
BIST
1.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
26°C
Diyarbakır
26°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
19°C

Erdoğan-Bahçeli ikilisinin tetikçileri Avrupa’da

Erdoğan-Bahçeli ikilisinin tetikçileri Avrupa’da
15.07.2021
0
A+
A-

Ali Çatakçın

Siyasi rakiplerini ve toplumun demokrat, aydın, entelektüel ve kanaat önderlerini suikastla ortadan kaldıran devlet hukuk devleti olamaz. Böyle devletler üçüncü dünya ülkelerine özgü. Buralarda devlet ve mafya iç içedir. Birinin varlığı diğerinin yaşam garantisidir.

Türkiye’de suikast ve faili meçhul cinayetler 1980 darbesiyle bir devlet politikası haline geldi. Çiller iktidarıyla devlet-mafya ilişkisi devlet protokolüne dönüştü. 

Darbe ile iktidarı ele geçiren Kenan Evren grubu hem içerde hem de dışarıda MHP’li ülkü ocaklarına bağlı mafyayı suikast ve cinayetlerde kullandı. Evren’in “Asmayalım da besleyelim mi?’’ sözü tepkisel olarak sarf edilmiş bir söz değildi.

12 Eylül darbesinin öncekilerinden farkı, Kürtleri, demokrasi güçlerini, özgür basın yayını, insan hakları ve özgürlüklerden yana akademisyen, entelektüel, yazar, gazeteci, kısacası toplumsal vicdanı olabilecek herkles, bir daha dirilmeyecek şekilde yok etmekti. 

Bu plan için birlikte hareket edecek yasa dışı her kurumla birlikte hareket emekten sakınca görmedi. Avrupa’ya suikast timleri olarak seferber edilen Abdullah Çatlı, Alaattin Çakıcı, Oral Çelik, gibi hüküm giymiş ülkücü mafya liderleri MİT’in elemanları olarak çalışıyordu.

Ülkü Ocakları 1980 öncesi sol, sosyalist, demokrat, aydın ve gazetecileri hedef alıyordu. Gazeteci Abdi İpekçi 1 Şubat 1979’da Mehmet Ali Ağca tarafından suikastla öldürüldü. 

Ağca cezaevine düştükten bir süre sonra tüm suçlamaları reddetti. Eğer mahkemeye çıkarsa her şeyi açıklayacağını söyledi.  Bu açıklamadan sonra çok geçmeden Mehmet Ali Ağca Maltepe Askeri Cezaevi’nden üzerinde asker elbise ile firar etti. Mehmet Ali Ağca daha sonra yaptığı açıklamada, “Eğer içeride kalsaydım bu durum bazı çevreler için yenilgi olacaktı. Bu nedenle firar ettirildim” diyordu. 

23 Kasım 1979’da cezaevinden kaçırılmasını, daha sonra adı Susurluk Kazası ile gündeme gelen Abdullah Çatlı gurubu tarafından organize edildiği söylenmişti. 

Abdullah Çatlı 12 Eylül darbesinden birkaç ay sonra Bulgaristan’a, oradan Viyana ve oradan da Fransa’ya geçti, Fransa’da Asala ’ya misilleme olarak Ermenileri hedef alan beş eylem gerçekleştirdi.  İstihbaratçı Korkut Eken Abdullah Çatlı’nın 1980’li yılların başlarında MİT ile ilişkisi olduğu ifade etmişti.

1986 yılında MİT müsteşar yardımcılığına getirilen Hiram Abas Kontro-Terör dairesi olan Güvenlik Daire Başkanlığını kurdu. Alaattin Çakıcı’nın MİT’le beraberliği bu tarihten sonra, devlet için resmi, toplum nezdinde gayri resmi, başladı. 

Çakıcı’nın MİT’le ilişkisi Mehmet Eymür, Korkut Eken ve Kaşif Kozinoğlu’yla devam eder. Çakıcı’nın MİT’in direktifiyle Lübnan ve Yunanistan’da gerçekleştirdiği eylemler için Kenan Evren “Devlet bu tür adamları, yararlı olacaksa kullanır’’ demişti.

Çatlı grubu Avrupa’da 1982 yılında Ermeni asıllı TKP/ML üyesi Nubar Yalımyan’ın Hollanda‘da[11] , Ermeni aktivist Ara Toranian’ın Fransa’da öldürülme teşebbüsünü, [12][13] 3 Mayıs 1984 yılında Paris’te Ermeni anıtının bombalanmasını, [14] Kürt-Türk muhalif kişilerin öldürülmesi eylemlerini gerçekleştirildi.

İçeride Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Vedat Aydın, Musa Anter, Gazinocular kralı olarak bilinen Ömer Lütfi Topal, Kürt asıllı İranlı Lazım Esmaeili ve Askar Simitko’nun öldürülmesi,[15]  bu grupların ortak eylemleri sonucu olmuştu.

1982’den sonra Avrupa’da cereyan eden suikast ve seri cinayetler, Abdullah Çatlı, Alaattin Çakıcı ve diğer ülkücü mafya gruplarının devlet adına ve devletin onayıyla gerçekleştirdiği eylemlerdir. Zamanın Başbakanı Çiler, “Bu vatan için kurşun sıkan da, kurşun yiyen de bizim için kahramandır’’ diyordu.

1990’lara kadar açık sahada cinayet ve suikastlarını sürdüren MİT Mafya ikilisinin eylemleri Avrupa hükümetlerini rahatsız edince, Almanya ve Danimarka başta olmak üzere, Avrupa devletleri Türkiye’yi nota vererek uyarmıştı. O tarihten geri çekildiği sanılan bu cinayet timlerinin faaliyetleri aralıksız sürdü.

2017’de, Belçika ve Almanya’da yaşayan Kürt siyasetçilere karşı suikast için gönderilen suikast Timleri hem Belçika’da hem de Almanya’da deşifre oldu. Yakalanan iki kişinin verdiği bilgilerle Belçika cinayet timinin dört kişiden oluştuğu ve Fransa’daki Türk büyük elçisi İsmail Hakkı Musa tarafından yönlendirildikleri ortaya çıkmıştı. Araçtaki üç kişiden olan Zekeriya Çelikbilek, eski bir askerdi. 

Fransız Journel de Dimanche gazetesi de 14 Mart günü üç kişinin adını deşifre etmişti.  Tetikçi timinde Fransız vatandaşı Zekeriya Çelikbilek, üzerinde Türk polisi olduğunu gösteren kimlik kartlı Yakup Koç, ve Belçika’da yaşayan ‘Kürt kökenli’ Hacı Akkulak.

2017 Belçika ve Almanya’da deşifre olan MİT’in timleriyle, Erdoğan-Bahçeli devletinin muhaliflerini fiziken ortadan kaldırma politikalarının devam ettiğini gösteriyordu.Geçen hafta  Erk Acerer’in evi basılarak yapılan saldırı, Instagram’da  “Jitem Kurt”  imzasıyla 21 gazeteci ve siyasetçinin isminin olduğu infaz listesinin yayınlanması Erdoğan-Bahçeli çetelerinin Avrupa’da hala aktif iş başında olduklarını gösteriyor.

Başta Alman devleti olmak üzere, AB’nin Erdoğan-Bahçeli devletinin bu terör politikasına dur demesi gerekiyor. Cinayet ve suikastın planladığı yer Avrupa toprakları. Yayınlanan listede yer alan isimlerden birinin katledilmesi halinde, işlenecek bu cinayetten Türk devleti kadar Almanya ve AB devletleri de sorumlu olacaklardır. Erdoğan- Bahçeli ikilisinin mülteci göçü tehdidiyle esir esir aldığı AB’ni şimdi de muhalifleri infaz etme ayrıcalığına razı etmeye çalışıyor. 

Avrupa’da yaşayan Erdoğan-Bahçeli muhalifi bütün çevreler bu tehdidi ciddiye almalı ve güç birliği yapmalı. Almanya devletini ve AB devletlerini demokrasi ve hukuklarının gereğini yerine getirmeye davet etmeli ve zorlamalı./Ahval

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.