DOLAR
9,3028
EURO
10,8434
ALTIN
530,75
BIST
1.430
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
24°C
Diyarbakır
24°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
25°C
Cuma Az Bulutlu
26°C
Cumartesi Az Bulutlu
27°C
Pazar Az Bulutlu
27°C

ELVEDA “MAVİ VATAN”, SARAY ve YERLİ GOEBBELS’İN MACERALARI

ELVEDA “MAVİ VATAN”,  SARAY ve YERLİ GOEBBELS’İN MACERALARI
15.09.2020
0
A+
A-

Nihat Veli Yüce

Dış politikayı, miting meydanlarında caka satıp, beylik sözler söylemek olduğunu sanan saray şürekası ve küçük ile, daha küçük ortağının akıl hocalığı doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın akıllı dış politika manevralarına çarparak, Oruç Reis’in Antalya’ya demirlemesine götürdü.
Dış politikada her attıkları adımı, iç politikaya yatırımın kaldıracı olarak ele alan saray ve küçük ile daha küçük akıl hocası ortakları, mahalle kabadayısı edası ile yürüttükleri dış politikada dayak yiyip, yenildikçe, içeriye gaz vererek, şiddetin dozunu artırmaktadırlar. “Mavi Vatan” olarak ilan ettikleri (Mavi vatan tanımı başlı başına sorunlu bir tanım) deniz sahası, adım adım Yunanistan bayrağındaki maviye dönüştü, Yunanistan, Mısır ile münhasır ekonomik bölge ilan edip, Türkiye’nin, Trablus hükümeti ile imzaladığı münhasır ekonomik bölge’sini pratik sahada ve diplomatik sahada etkisizleştirip, Ege adalarına asker çıkarırken, saray ise içi boş, gerçekleştirmeye ne gücü ne de kararlılığı olan tehditler savururken, Yunanistan göbeğini kaşıyıp, kahkaha ile gülüp, ‘çok korktum’ esprisi tadında, Ege adalarının hemen hepsine asker konuşlandırdı, yetmedi yanına aldığı devletlerle, sarayın boş tehditlerine yaptığı tatbikatlarla cevap verdi. Saray ise bu süreçte kimsenin ciddiye almadığı navtex ilanları ile iç politikada avanelerine dik duruyormuş havası vermekle meşguldü. Fransa, Charles de Gaulle gemisini doğu Akdeniz’e gönderince, sarayın navtex ilan etmekle durumu idare etme zemini de kalmadı. Ön koşulsuz masaya oturmayı ve görüşmelere başlama biçimindeki teslimiyeti dahi Yunanistan’ı memnun etmedi. Yunanistan; ”gemilerini geri çek de gel” dedi. Saray Yunanistan’a hiç bir alanda geri adım attıramayıp, münhasır ekonomik bölgesini silikleştirip Ege adalarına asker çıkarmalarına da boyun eğerek, alanı terketti. En küçük ortağı yerli Goebbels’in aklı da bu kadarına yetiyordu. Goebbels’in kopyasının kopyası olduğundan, silik çıkmaya mahkumdu. Mevcut durum ilk yarıda iki gol atıp bunun şımarıklığına kapılan takımın ikinci yarıda on gol yemesi ve taraftarlarına ilk yarıda iki gol attık diyerek, maçı 2-0 bitmiş gibi gösterme durumudur. Libya’ya ihvan devleti kurma seferine çıkan, giderken denizi de aldım, oldu bitti diyen saray, 6 millik kara sularına hapsoldu. Yunanistan’ın taktik ve stratejik hamlelerine karşı, ne taktik, ne de stratejik aklı olan, sadece böğürüp, caka satıp, hamasi söylemlerle yetinen saray, sahada yenilirken, masada da elinde hiç bir koz bırakmadı. Yunanistan masaya galip otururken, saray mağlup taraf olarak oturacak. Sahada kaybedenlerin masada kazandığına tarih tanıklık etmemiştir. İhvancı saray rejimi ile avrasyacı çakma Goebbels’in macerası Türkiye halklarına büyük kaybettirmiştir. Saray rejiminin en tepesinden, bekçisine kadar uzanan silsilesinin, savunmasız halka dayılanıp caka satma yöntemleri gibi, uluslararası diplomasiyi de böyle ele alan bu macerası, akıllara Aziz Nesin hikayesini getiriyor. Hikaye şöyle;
Biz bu boku niye yedik!..
“Köyün ağası traktörüne binmiş, kasabaya pazara gidiyor. Yolda köyün çobanı Memet’e rastlÍYOR. Memet yürüyerek gidiyor kasabaya… Ağa Memet’i traktöre çağırmış…Bir süre sonra, ağanın aklına bir muzırlık gelmiş, biraz eğlence olur diye düşünerek, traktörü durdurmuş ve Memet’e dönmüş. “ Ula Memet” demiş, “şu yolun kenarındaki mayısı gördün mü?”…(Malum, köylük yerde hayvan bokuna “mayıs” da denir) ..
”He gördüm ağam” demiş Memet…
Ağa devam etmiş “ Ula Memet” demiş,
“şu mayısı yersen bu traktörü sana veririm”..
Memet şaşırmış, afallamış…içinden “ yav” demiş..
” ömrü hayatımda böyle bir şeye sahip olamam, gözümü kapatıp yersem, bu traktörün sahibi olurum” diye düşünerek “olur ağam essah mı dediğin” diye ağanın teklifini garantiledikten sonra, traktörden inmiş, yolun kenarındaki mayısı bir çırpıda yutmuş…
Ağanın maksadı aslında Memet’le dalga geçmekmiş ama olanı biteni görünce o da şaşırmış ve sözünde durarak direksiyondan kalkıp traktörü Memet’e teslim etmiş…

Akşama doğru işleri bitince köye dönerken traktörün yeni sahibi Memet, ağayı da alıp köye doğru yol almışlar ama ağanın da canı sıkkın, Memet’in de. Ağanın canı sıkkın çünkü biraz eğleneyim derken gül gibi traktörü çoban Memet’e kaptırmış; Memet’in canı sıkkın çünkü mayısı yediği köyde duyulunca nasıl aşağılanacağını düşünüyormüş. Bu düşüncelerle giderlerken, birden traktörü durdurmuş Memet ve ağaya dönerek,
“ ağam demiş, bilirim ki senim de canın sıkkın benim de. Bak şu yolun kenarındaki mayısı görürsün? O mayısı yersen, traktörü geri sana veririm”

Ağa zaten büyük pişmanlık içinde, içine oturmuş traktör. Hemen atlamış yola ve gözlerini kapatarak bir çırpıda yemiş mayısı.
Sonra direksiyondan Memet kalkmış, ağa oturmuş…
Köye yaklaşırlarken ağa Memet’e dönüp “ ula memet, bu traktör kasabaya giderken benimdi değil mi?”
”Evet, senindi ağam” demiş Memet…
Ağa devam etmiş “ kasabadan dönerken de benim değil mi?”.
Memet “senin ağam “ demiş…
“Peki…O zaman Memet, biz bu boku niye yedik!” diye bitirmiş ağa.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.