Batı bizi hem sömürürken, hem de dalga geçerken tartışmalarını bilim üzerinden yapıyor, bugüne değin siyasi bir tartışmanın İsa ve De Gaulle yada Churchille üzerinden yapıldığını görmedim.

Benim gibi mazoşist misiniz bilmiyorum, kaçınız TV’lerdeki tartışma programlarını izliyor ve bişeyler öğreniyor? Tartışma programları bunun için yapılır, hem tartışan insanlar birbirlerini ikna etmeye çalışırlar, hem de kendilerini izleyenleri bilgilendirmeye.

Ancak Türkiye’deki tartışma programlarında ciddi bir sıkıntı var, çünkü öncelikle tartışmıyorlar, karşısındaki konuşurken, onu dinlemek yerine kendi söyleyeceklerini düşündüklerinden, karşı çıktığı yerde kimileyin aynı şeyi söylüyorlar. Bu konuda iş moderatörlere düşüyor ve konuşmacıları “İkiniz de aynı şeyi söylüyorsunuz, neyi tartıştığınızı tam olarak anlamadım” diye araya giriyor.

Burada esas önemli nokta başlıyor, kimileyin aynı şeyleri söyleyerek tartışanların arasındaki fark ortaya çıkıyor, o da tartışılan konuya Mustafa Kemal ile Mustafa Muhammed’in bakış açıları. Konunun ne olup olmadığının hiçbir önemi yok, çünkü aynı mantığı güttüklerinden bitek bu şekilde tartışma devam edebiliyor yada uzuyor.

Diyelim ki çok ciddi bir deprem oldu ve bilimsel bitakım şeyler tartışılacak, gazeteciler ve akademisyenler kuruluyor karşılıklı ve başlıyorlar konuşmaya. Sonuçta bir deprem olduğundan bilimsel konuşma bekliyorsunuz ve bu konuda bir tartışma olmayacağını düşünüyorsunuz ama konu nasıl oluyor, ediyor Mustafa Kemal, laisizm, din ve Mustafa Muhammed’e geliyor.

– Ben tam olarak anımsamıyorum ama babamlar anlatırdı tek parti döneminde olan depremleri ve zamanının hükümetinin nasıl acz içinde kaldığını!..

– Bir dakika ama, burada kurucu Atatürk’e sataşma var, bu saygısızlıktır, kendisi cevap veremeyeceğinden ben cevaplamak zorundayım.

– Bu davranışınız Atatürk’ün kurduğu bir partinin üyesi olarak size yakışmıyor?

– Siz laikliğe karşı olduğunuzdan ülkeyi doğru dürüst yönetemiyorsunuz…..

Diye tartışmalar devam ediyor ve aklınıza gelecek her konu bu ikilinin söyledikleri, yaptıkları ve dedikleri üzerinden tartışıldığı sanılarak sona eriyor ve herkes memnun ama boş bir şekilde programdan ayrılıyor.

Evlerine gittiklerinde birisi Mustafa Kemal’in bugüne kadar duyulmamış bir tümcesini arıyor, diğeri de mağara, örümcek öyküsüne benzer bir olay arıyor ve diğer programa kadar bir ayeti ezberleyip, Arap aksanıyla söylemek için çalışıyor.

Neden bir depremi bilimsel açıdan, öncesini ve sonrasını konuşarak tartışamıyorlar, çünkü hepsi suçlu ve bilimsel bir tartışmaya girdiklerinde ikisi de sanık durumuna düşecek. Diyelim ki A sokakta deprem oldu ve 6 apartman yıkıldı, % 90 da insan kaybı var. O evlerden 3’ü Mustafa Kemal’e inananların belediye başkanlığında, diğer 3’ü de Mustafa Muhammed’e inananlar zamanında yapılmış, kontrol işine başka şeyler girdiğinden ve 2 taraf da suçlu olduğundan depremin öncesini tartışmak yerine tartışma Mustafalar üzerinden yapılıyor.

Basın ve düşünce özgürlüğünde en canlı yaşadığım örneklerden birisi babam Aziz Nesin’dir, İsmet İnönü zamanında da hapse girdi, Adnan Menderes zamanında da. Hangi olaya bakarsanız bakın, esasında değişik dönemlerde aynı suçları işlediklerini görürsünüz ve o yüzden tartışacak durumları yoktur.

Ergenekon davaları başladığında burjuva partilerinin Türkiye’deki derin devletle başa çıkamayacağını ve davanın sonunda beraatle sonuçlanacağını yazmıştım ve o zaman beni Ergenekonculukla suçlayan arkadaşlarım oldu. Oysa derin devlet siyasi görüş amaçlı kurulmaktan çok ulusalcılık üzerine kurulmuştu, o yüzden bilhassa 12 Mart sonrası darbeci generaller darbe sonrası hem Adalet Partisi’nden hem de CHP’den milletvekili olabildiler.

Bu partiler Deniz Gezmişleri asanları, Mahir Çayanları katledenleri demokrasi adına mecliste paylaştılar.

İşte bu yüzden tartışamıyorlar ve konuyu 2 Mustafa’nın söylediklerine getiriyorlar.

Batı bugün bizi hem sömürürken, hem de dalga geçerken bütün tartışmalarını bilim üzerinden yapıyor, ben bugüne değin siyasi bir tartışmanın İsa ve De Gaulle yada Churchille üzerinden yapıldığını görmedim.

İki Mustafasız bir Türkiye istediğimi söylerken iki Mustafa olmadan bilimsel bir şekilde tartışılan ve sonuca gidilen bir Türkiye istiyorum demek istiyorum. Bu konuyu biraz düşünürseniz, yeni kuşakların neden bizlerden eskiden yavaş yavaş ama bugünlerde hızla uzaklaştıklarını daha iyi anlarsınız sanırım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir