HDP’yi kapatmaya hazırlanıyorlar diye haberler düşmeye başladı.

İlk ateşleme Doğu Perinçek’ten gelmişti arkasından Devlet Bahçeli, şimdi de AKP çevreleri bu senaryoya ‘’evet’’ diyorlarmış benzeri duyumlar dolşmakta.

Ben defalarca ‘bu meclisin ve Erdoğan’ın meşruluğu kalmamıştır HDP bunu ‘güçlü şekilde’ vurgulamak için harekete geçmelidir’ dedim ama dinletemedim. Halbuki ilk kayyum atamasında eğer meclisten çekilseydi şu anda Kürt Mücadelesi başka bir kulvardaydı. Ne Erdoğan diktatorluğu bu kadar sürebilirdi ne de Batı Kurdistan’a bu kadar açıktan saldırabilirlerdi!

Mesele şudur ki Kürt Hareketi Öcalan’ın komplovari tesliminden sonra ciddi bir lidersizlik sarmalının içine düşmüştür. Kürt önderleri, sivili, askeri olsun, sorumluluk almaktan korkuyorlar çünkü ne zaman bu yönlü bir adım atılsa Türk Devleti elindeki ‘esir’ üzerinden hemen dereye girip yeni, doğru, kararlı bir ‘önderlik’ doğmasının önüne geçmektedir. Bunu da ‘çözüm’ adı altında ‘havuç’ siyaseti şeklinde yürütmektedir.

Kürtler Türk Devlet Aklı’ndan çözüm bekleyerek mücadeleyi hezimete uğratıyorlar. Varlığını, temel ideolojisini Kürd’ü katletmek(Koçgiri-Amed-Zilan-Dersim-17 Bin Faili Meçhul) ile asimile etmek üzerine inşaa etmiş bir yapıdan, hele hele senden daha güçlüyken çözüm beklemek saftirikliktir, kendini ve çevreni kandırmaktasındır.

Çözüm nasıl olabilir peki? Ne zaman ki sen ona denk gelecek bir güç, bir örgütlenme ortaya koydun, o zaman çözüm olacaktır, kendisi ‘barış’ iseğinde bulunduğunda barış gelecektir. Kendisi seni meclise demokratik yolları açarak davet ettiğinde, mecliste bulunman anlamlı olacaktır.

Demokrasinin, hukukun, insan haklarının, bırakın Kürd’ün insanın değerinin olmadığı yerde ‘bu demokrasiye aykırıdır’ diye bağırmanın hiç bir anlamı yoktur.

Türk-iye’de demokrasi ne zaman oldu ki şimdi olsun? Geldiği yola bakarak illeride neler olacağını hesaplayamayan bir hareket kesinlikle bir yere varamaz, Kürt Hareketi bu realiteyi her zaman unutuyor. Oysa seni yok etmeye gelenle ancak onu yok edecek bir kapasiteyle karşı koyduğunda başa çıkabilirsin yoksa seni ‘ezer geçer’; gah yavaş yavaş, zamana yayarak gah Rojava’da olduğu gibi tüm ülkeyi savaş havasına sokarak yapar; Fetih süreleriyle(Saddam’ın da Enfali vardı) selalarla, savaş tamtamlarıyla…

Öyle kararlı bir hareket tarzı ortaya çıkartmak gerekir ki Türk Devleti çözüme kendisi gelmelidir. Bu potansiyel Kürt Milleti’nde mevcuttur fakat bu potansiyeli harekete geçirecek kararlı ve sorumluluk almaktan çekinmeyen bir önderlik gerektirmektedir. Bu önderlik  uluslararası itifakları gözeten, sahip çıkan ve ilerleten bir önderlik olmalıdır.

Mesele basit bir HDP ve parti kapatma meselesi değildir. Mesele Kürd’ün her alanda iradesini kırma ve teslim alma meselesidir.

Madem Türk Devlet Aklı bu yolu seçmiştir, Kürtler de ‘al kayyumunu başına çal, al meclisini başına çal, al demokrasini, hukununu başına çal’ diyecek iradeyi göstermelidir taki Türk Devlet Aklı’nın kendisi kayyum siyasetinden, zorla asimilasyondan, katiamcılığından, anti-demokratik tüm tavırlarından geri adım atsın.

Bu böyle olmazsa diğer yollar günü kurtarmak için atılmış ucuz adımlar olacaktır. Zalime zülmü dönmedikçe zalim zalimliğinin farkına varmaz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir