enflasyonemeklilikötvdöviz
DOLAR
8,4525
EURO
10,0760
ALTIN
497,60
BIST
1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Sıcak
40°C
Diyarbakır
40°C
Sıcak
Cuma Sıcak
40°C
Cumartesi Sıcak
39°C
Pazar Sıcak
39°C
Pazartesi Sıcak
40°C

YALAKA ve YALAKACILIK

YALAKA ve YALAKACILIK
22.12.2020
0
A+
A-

Yalakanın ve Yalakalığın ırkı, dini, dili, meşrebi ya da mezhebi yoktur. Piyasaya baktığımızda anlaşılıyor ki, yalakalık tüccarları müşteri bulmakta zorlanmıyorlar. Onların kifayetsizlerinin ve ellerindeki çürük malların alıcısı da rahatlıkla bulunabiliyor. Yani kifayetsiz olan kifayetsizi, tencere-kapak misali göz açıp kapayıncaya kadar bulabiliyor. Açıkçası, tabasbus (çıkar için yaltaklanma), insan onurunu ayaklar altına aldığından, bütün ahlak/etik/moral üzerine yazılmış eserlerde aşağılanan bir düşkünlüktür.

Yalakalık nedir?Yalakalık yapan nasıl bir insandır? Yalakalar nasıl ruhlarını tatmin ederler? Yalakalık bir meslek mi? Yalakalık yoksa bir menfaat ilişkisi mi? Yalakalık yoksa kültürel bir vakamı dır? Toplummu kemiren bir ruhi hastalık mıdır? Yalakalığın topluma bir zararı olur mu? Yalakalık, sosyolojinin bir konusu mu ve toplumu, ahlakı nasıl etkiler? Yalakalık toplum huzurunu bozar mı? Ya da yalakalık ahlakın bittiği bir yer mi yoksa yalakalık ahlaki değerler içerisinde bir yer edinebilir mi? Yalakalık politik bir realite mi? Politikacı olan yalaka olmak mecburiyetinde mi? Yada yalaka olanlar mı politikacı olurlar? Yahut yalakalık politik bir meslek grubu içerisinde mi yer alır? Yalakalığın bir sınırı var mı? Yoksa yalaka olmak sınırsız bir yağcılığı mı gerektirir? Toplu içerisinde sınırsız yalakalık yapanlar nasıl kabul görürler? Toplum kabul eder mi? Yalaka olan birini insanlar hangi özellikleri ile tanırlar? Yalaka olan birisi insanlar tarafından nasıl anlaşılır? Yalakalığın “dalkavukluktan” bir farkı varmı dır? yoksa ikisi de ayını kefede olur mu? aynı şeyimi ifade eder?

Geçmişte, antik Yunan da dilenciliğin bir meslek olduğu gibi bugünde yalakalık bir meslek dalı olarak kabul edilebilir mi? Ya da meslek dalımı? Yalakalık yapanlar, yaptıkları yalakalıkların da samimidirler yoksa yapmacık bir tavır mı sergiliyorlar? Yapmacık bir tavır sergiliyorlar sa acaba nasıl oluyor da sürekli yalakalık yapmayı başarabiliyorlar? Maske arkasında yalakalık yapıyorlar sa her defasında bu maskenin arkasın da kalmayı nasıl başarabiliyorlar?
Yağcılar da, yalaka sınıfına girerler mi? Yoksa yağcılık ayrı bir dal mı? Yahut yalakalığın bir alt kültürümü? Yağcılık basamaklarında yükselenler yağcılığın zirvesin de yalaka mı olurlar? Akademiker veya diplomalı yahutta unvanlı insanlar da yalakalık yaparlar mı? Yahutta yalakalık yapma iznini kendilerine verirler mi? Öğrendikleri ilmi kariyer içerisinde yalakalık olabilir mi? Yalakalar, üniversite bitirip, akademik kariyer yapsalar, eğitimli yahut akademik yalaka sınıfına mı girerler? Ya da kariyer yapabilmek için yalakalık yapmak zorunlumu dur?

Çok merak edilen bir konu diye düşündüğüm başlıktır yalakalık. Tarihin kaydettiği en büyük yalaka acaba kimdir? Ya da tarih böyle bir yalakalık konusunu pas mı geçti? Yalakalar, sadece bir gün olsun yalakalık yapmadan, normal bir günü doya doya yaşayabilirler mi? Yani sadece bir gününü normal bir insan olarak geçirebilirler mi? Yalakalar ile çıkarcılar arasında yakın bir bağ kurulabilir mi ya da çıkarcılar da yalaka sınıfına girerler mi? Gelmiş geçmiş en büyük yalaka sıfatını kazanmış birini duyan ve gören var mı dır acaba? Gelmiş geçmiş en ünlü yalaka benim diye övünen biri var mıdır? Yalaka ve üçkağıtçılık arasın da bir akrabalık bağı kurulabilir mi? Tersini söyleyecek olursak, üçkağıtçılar yalakamıdır? Eğitimli, anlı, şanlı ve ünlü bir yalaka mı daha makbuldür yoksa eğitimsiz olan, cahil cühelalar mı? Yalakalık ile tıynet- cibilliyet arasında bir senaryo koyulabilir mi? Yalakalık ile ahlak veya yalaka ile ahlaksız arasında bir ayırım varmıdır? Her yalaka, muhakkak çok becerikli olmak zorundamı dır? Yalaka ile fitne ve fitneci arasında bir muhabbet ve samimiyet bağı varmı dır? Her yalakanın, yalakalık yapacağı birini muhakkak bulacağı doğrumudur? Yalakalık ve dalkavukluk, bilimsel bir vaka mı? Yalakalık felsefe de bir ana konu başlığı oluşturabilir mi?
Günümüz de en fazla yalakalık acaba hangi meslek grubundan çıkar? Yalakalar, yalakalık yaptıkları figürlerin itibar kaybetmesinden sonra onlara yalakalık yapmaya devam ederler mi yoksa hemen yalakalığı terk edip bir başka figür mü bulurlar? Yalakanın elinde tokmak olmadıktan sonra boynuna astığı davulun bir hükmü var mı dır? Yalakalık yapmaya alışanlar, kendilerine yalakalık yaptırmayan kişilerden rahatsız olurmuş onu hiç sevmezler miş… Neden acaba? Yalakaların yalakalık yaptıkları ve kuyruk salladıkları kişiler yok olursa, onlar yalakalıktan vazgeçerler mi? Dalkavukların, dalkavukluk yaptıkları objeler yok olursa, onlar dalkavukluktan vazgeçerler mi, yoksa yeni bir obje mi bulurlar? “Arkam da birileri var” diyerek hava basan dalkavukların ve yalakaların balonları patlayınca, dalkavuklar ve yalakalar ne yaparlar? Dalkavukluk ve yalakalık üzerine ne kadar bilimsel araştırma yapıldığını bilen var mı dır acaba? Yalaka ile tilki, tilki ile dalkavuk; yalakalık ile tilkilik ve tilkilik ile dalkavukluk ve menfaatçilik arasında bir ilişki var mı dır?

Sanırım soruları epeyce uzattım ama daha da uzatılabilir elbette. Türkçedeki yalakalık literatüründe Yalaka şöyle tarif edilir:
Yağcı, yağdanlık, dalkavuk, şakşakçı, şaklabanlık, kemik yalayıcılık, yalpaklık, huluskarlık, omurgasızlık, yanar dönerlik, v.s. Uzayıp giden bir çeşitlilik vardır.

Yalakanın ve Yalakalığın ırkı, dini, dili, meşrebi ya da mezhebi yoktur. Piyasaya baktığımızda anlaşılıyor ki, yalakalık tüccarları müşteri bulmakta zorlanmıyorlar. Onların kifayetsizlerinin ve ellerindeki çürük malların alıcısı da rahatlıkla bulunabiliyor. Yani kifayetsiz olan kifayetsizi, tencere-kapak misali göz açıp kapayıncaya kadar bulabiliyor. Açıkçası, tabasbus (çıkar için yaltaklanma), insan onurunu ayaklar altına aldığından, bütün ahlak/etik/moral üzerine yazılmış eserlerde aşağılanan bir düşkünlüktür.

Kişilikli insanlar, akılları, mesleki yeterlikleri, iş disiplinleri, iş ahlakları ile yükselirler. Yalakalar ise bu niteliklere sahip olmadıklarından her adımda ruhlarını ve itibarlarını sata sata saygınlığını kaybederek ilerlerler. Alın teriyle değil, ruhlarını ve kişiliklerini yalakası olduklarının ayakları altına sererek yükselmeye çalışıyorlar. Görevlerini hakkıyla yapmak yerine, açıklarını ve kifayetsizliklerini gizlemek üzere yalakalığı bir sanat gibi icra ederler. Onların, sıkıştıklarında çıkarları uğruna satamayacakları hiçbir değer ilke, kural ve insan yoktur.

Yalakalığın alıcısı, asla ve asla karakterli, kişilikli ve kimlikli yöneticiler değildir. Yalakayı koruyan üstler, kendilerindeki kişilik zaaflarının, kompleks ve karakter sapmalarının farkında değildirler. Çünkü sağlıklı bir insan yakın çevresinde, kendisine yalandan kompliman yapan, el ovuşturan, yalanlarıyla kendisini yönlendiren bir insanı asla istemez. Yalalakalar, ancak zayıf kişilikli yöneticilerin kanatları altında yaşamlarını sürdürebilirler. Yalakaları koruyup kollayanlar, kendilerine emanet edilen makamları hırsla koruduklarını zannederlerken inandığımız ilke ve değerlere, insanlığa ve ülkeye kendi çıkarları adına açıkça ihanet etmiş olurlar.

YALAKA, YÖNETİCİLERİN DUYMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLER

Yalaka, ksayan işleri aktarmaz, çözüm üretmeye çalışmaz. Görev yeri onun için bir meslek alanı veya “ekmek teknesi” değil, yalnızca çıkarlarını koruduğu bir mekândır. Yani teritoryasını koruyan bir timsah veya çakalla aynı içgüdülerle hareket eder. Çıkarlarını korumak için saldırır ve türlü tuzaklar kurar. Yalan, iftira, komplo, gıybet onun temel araçlardır. Yanında bulunduğu yöneticiyi yanıltır. Rakamlarla oynar, sonuçları saptırır; diğerlerinin işlerin tamamlandığını zannetmesini sağlamaya çalışır. Sürekli kompliman ve övülmeyi bekleyen, zaafları olan, komplekslerini makamlarına taşımış olan zayıf kişilikli insanlar oldukça, kendilerine ihtiyaç duyulacak bu kişiler her zaman kendilerine sığınacak bir yerler bulacaklar.

Esen kalın, siz, siz olun yalakalık ve yalakalardan uzak kalın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.