DOLAR
9,3028
EURO
10,8434
ALTIN
530,75
BIST
1.430
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır
Az Bulutlu
24°C
Diyarbakır
24°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
25°C
Cuma Az Bulutlu
26°C
Cumartesi Az Bulutlu
27°C
Pazar Az Bulutlu
27°C

​​​​​​​Hewlêr saraylarında ağırlanan Nasır Heriri kimdir?

07.03.2021
0
A+
A-

Suriye devriminin ardından siyaset sahnesine çıkan ve bugünlerde Hewlêr saraylarında ağırlanan Nasır El Heriri, Suriye halkının kanı üzerinden pazarlık yaparak Suriye devriminin düşmanı haline geldi.

Son yıllarda muhalefet partileri arasında Nasır El-Herîrî adı ortaya çıktı. Suriye devriminden sonra bölgede türeyen çete grupları içinde yer almaya başlayan Heriri, Suriye halkının kanı üzerinden pazarlık yaparak Suriye devriminin düşmanı haline geldi. Heriri, bulunduğu konumla ve yaptıklarıyla giderek Suriye’de Türk devlet işgalini meşrulaştıran yegane kişiliklerden oldu.

Peki kim bu Nasır El Herîrî?

1977’de Dera’da doğdu. Şam Üniversitesi’nde Kalp ve iç hastalıkları eğitimi aldığı yıllarda Baas partisine katıldı ve Baas partisi içinde yükselmeye başladı.

15 Mart 2011’de Deraa şehrinde başlayan Suriye devrimi protestoları Baas’a bağlı güvenlik güçleri tarafından şiddetle bastırılmaya çalışıldı. Suriye istihbaratı, 29 Nisan 2011’de Deraa kentindeki El-Cezire kasabası yakınlarında Hamza El-Hatib (13) isimli bir çocuğu tutuklayarak, sonrasında yaşanabilecek olası gelişmelere dair ilk işaretleri vermeye başladı.

Zira aradan geçen birkaç gün içinde göz altına alınan çocuklardan Hamza El-Hatib’in cenazesi ailesine verilince, ülkede başlayan gerilimin daha kısa sürede nereye vardığı da ortaya çıkmış oldu. Suriye hükümeti, Hamza’ya yapılanları araştırmak için sözde bir güvenlik komitesi kurdu. Tam da bu dönemde Herîrî Deraa Hastanesi’nin Başhekimi konumundaydı. Güvenlik komitesinden bir rapor talep edildi. Rapor Herîrî tarafından hazırlandı. Ancak raporda yazılanlar ile gerçekler başka şeylere işaret ediyordu.

Hamza’nın her iki elinden ve göğsünden kurşunlanmıştı. Boynunun kırık olduğu tespit edilen cenaze üzerinde oynanmış ve organları da çıkarılmıştı. Tüm bunlar fotoğraflar ve görüntülerle açığa çıkmış ve sosyal medyada yayılmıştı. Ancak ne hikmetse Heriri’nin hazırladığı raporda bunların hiçbirine yer verilmiyordu.

SURİYE’DEN ÜRDÜNE, DOKTORLUKTAN ÇETECİLİĞE

Mart 2011’de Suriye devriminin başlamasından sonra Herîrî, Deraa’da Özgür Doktorlar Birliği’ni kurdu. Serbest doktor ve eczacıların başkanı seçildi. 2012’de Suriye’den Ürdün’e gitmek üzere ayrıldı ve El-Zateri kampına yerleşti. Kamptaki Suudi merkezlerinin tıp yöneticisi ve Suriye tıp yönetim kurulunun bölge müdürü olarak çalıştı.

‘İtilaf’ olarak bilinen muhalefet cephesine dahil olan Herîrî, 2014 yılında muhalefetin genel sekreteri olarak seçildi. Bu sıfatla 2018 yılına kadar Suriye halklarına hiçbir çözüm ve fayda sağlamayan Cenevre görüşmelerinde yer aldı.

Temmuz 2020’de, Enes El-Ebde’nin yerine Suriye Muhalefet İttifakı’nın lideri seçildi ve halen de bu sıfatla çete grubunda yer alıyor.

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLENİYOR

Herîrî, siyasi arenada görünmeye başladıktan sonra yüzünü Türkiye’ye döndü. Moskova ve Türkiye’nin planlarına alet olarak yalancı şahitliklerde yer aldı. Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştükten sonra Türkçü politikaların savunucusu haline geldi. Bu süreçte devam eden Astana, Cenevre ve Moskova’daki Suriye krizi görüşmelerinde yer aldı. Bu görüşmelerde Rusya ve Türkiye’nin desteğini arkasına alarak sahada ajandalarını uygulamaya koştu.

HERİRİ SORGULANIYOR; HERİRİ AJAN MI?

2018 yılında Zeman Al-Wesil adlı internet sitesinde Fuad Ebduleziz tarafından ‘Nasır El Heriri bir ajan mı?’ başlıklı bir makale yayınlandı. Herîrî’yi ajan olarak tanımlayan Ebduleziz sorusunu şöyle temellendiriyordu:

 “İkinci Riyad kongresinin ardından Heriri’nin tüm arkadaşlarından uzaklaşması ve liderliği tek başına ele geçirmesi, hepimizin muhalefetin zayıfladığını düşünmesine neden oldu. Bir gecede yapılan bu darbe devrimin çıkarına değildi. Bu adım tek başına Herîrî’nin atabileceği bir adım değildi. Bu alanda araştırma yapan uluslararası güçler Heriri’nin gücü ve iktidarı sevdiğini anladı. Bu nedenle onu itilafın lideri yapmaya karar verdiler. Bu durum net olarak Soçi kongresinin ardından ortaya çıktı.”

Heriri, çok sayıda Suriyeli genç ile birlikte Abdülbasit el-Sarut’un (Şam güçleriyle yapılan çatışmalardan birinde ağır yaralanıp, tedavi için Türkiye’ye gönderildi. Fakat orada öldü.) Türkiye’nin İstanbul kentindeki Fatih camiinde kılınan cenaze namazına katıldı.

Kendisiyle giden gençlerden bazıları, sözde uzlaşma organının Rusya gibi dış güçlere dayandığı için, Suriye halkı tarafından beğenilmediğini ve daha önce Türk devletinin işgal ettiği Bab şehrinde de Şebih adı altında uygulandığını söylüyordu.

2020 yılında Bab şehrinde gerçekleşen eylemlerden birinde katılımcılar, “Şehitlerimizin kanı üzerinden pazarlık mı yapalım?” ve “Tüccarlar Meclisi devrimcileri temsil edemez” yazılı pankartlar taşıdı.

DEVRİM ÜZERİNDEN YAPILAN PAZARLIKLAR

2017 yılında Herîrî’nin muhaliflerin başına geçmesinden sonra, Suriye devrimi üzerinden pazarlıklar yapılmaya başlandı. Devrimin yayıldığı bölgeler Türk-Rus anlaşması çerçevesinde birer birer Şam hükümetine teslim edildi. Önce Doğu Guta, Duma, Deraa ve Halep Şam hükümetine bırakıldı. Fuad Ebduleziz bu durumu şöyle değerlendiriyor: “Dış güçlerin Suriye devrimini yok etmeye çalıştığı kısa sürede anlaşıldı. Rusya, muhalifleri ele geçirdikten sonra devrimin yaşandığı toprakları yeniden hükümete teslim etmeye başladı.”

HERÎRÎ VE KÜRTLER

Sözde Suriye muhalefeti olarak bilinen kesim kısa sürede Türk devletinin kontrol ettiği çete grupları haline geldi. Türk devleti bu çeteleri kullanarak 18 Mart 2018’de Efrîn’i, Ekim 2019’da da Girê Spî ve Serêkaniyê’yi işgal etti. Bu işgal saldırıları sırasında Kürtlere yönelik acımasız katliamlar uygulandı. Her türlü işkenceyi Kürtlere reva gören bu çete grupları, kimyasal silah kullanmaktan dahi geri durmadı. Yüzlerce çocuk, kadın kaçırıldı, her türlü taciz ve tecavüze maruz bırakıldı. Yüzlerce insan bu çeteler tarafından kaçırılarak işkence edildikten sonra fidye karşılışında serbest bırakıldı. Halka ait mallar talan edildi. Yüz binlerce insan yaşadığı vahşet karşısında göç etmek zorunda bırakılarak bölge etnik temizliğe tabi tutuldu. Yine tarihi yerler bir bir yıkıldı, doğa tahrip edildi. Bölgenin zenginliklerine el konuldu. Bütün bunlar Heriri’inin de liderlerinden olduğu çete grupları tarafından yapılırken, ENKS de sözde kendisine Muhalif diyen bu güruhun resmi düzeyde bir parçasıydı.

Kendisine itilaf (muhalif) diyen bu çete organizasyonu aynı zamanda QSD’yi ‘terör’ olarak tanımlıyor ve uluslararası koalisyondan QSD’ye desteğini çekmesini talep ediyordu/ediyor. Oysa ki, QSD, Türk devletinin her türlü insan, silah ve lojistik destek verdiği DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadeleyle DAİŞ’in coğrafi hakimiyetine ve en önemlisi de zulmüne son veren güçtü.

Mart 2017’de itilafın desteğiyle Rus-Türk anlaşması imzalandı. Heriri’nin başkanlık ettiği muhalifler, uluslararası koalisyondan Dêrazor’da QSD’nin DAİŞ’e karşı verdiği mücadeleye destek vermemesini istedi.

Herîrî sadece sözlü değil, Türk devletiyle birlikte Kürt kentlerini işgal ederek, Kürtlere zulüm ederek açıktan Kürt soykırımına soyunan bir çete lideridir. Ancak söz konusu olan Heriri’nin ne olduğundan ziyade, kendisine Kürt diyen ENKS’nin tüm bu suçlarda Heriri’ye ortaklık etmesidir.

‘ENKS ÜYELERİ İŞÇİLERİMİZDİR’

Herîrî’nin Kürt her yönüyle gizlenmeye gerek duyulmayacak şekilde aşikardır. Şubat ayında attığı bir twette şu ifadeleri kullanmıştı: “Suriye Anayasası’nda Kürt dilinin olmasını kabul etmiyoruz. Bazı Kürt partilerinin tahmin ettiğinin tersine biz bunu tanımıyoruz. İtilaf da bazı Kürt şahsiyetler var. Bunlar ülkeleri Suriye’ye hizmet eden işçilerdir. Bunların Kürt siyasi hakları ile bir ilişkisi yoktur.”

Bugün ise Başûrê Kurdistan’a giden Nasır El Herîrî, KDP’ye misafir oluyor. Burada yaptığı açıklamalarıyla Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni tehdit ediyor. Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’nin ‘terörden arındırıldığını’ iddia ediyor. Kuzey ve Doğu Suriye’nin huzuru ve güveni için mücadele eden güçleri ‘terör’ olarak tanımlıyor. Bu tanımlama Kürt halkının düşmanı Erdoğan’ın bu minvalde sarfettiği sözlerini hatırlatıyor. Tek farkla; Biri Türkçe söylerken diğeri Arapça söylüyor.

Bu durumda Kürtlerin asıl olarak sorularını yönelteceği muhatap elbette ki, Hewler’de, Heriri’yi karşılayanlardır.

Sizler, kendilerine Kürt diyenler, Kürdistan’ın bağımsızlığından dem vuranlar; Heriri’yle ne amaçla görüşüyorsunuz? Perde arkasında neler konuştunuz? Elinde bu kadar Kürt kanı varken ve her şekilde Kürt kanını döküp coğrafyasını işgal eden bu eşkıyayı saraylarınızda ağırlamakla kime ne mesaj veriyorsunuz? Bu halkın ve bu ülkenin özgürlüğü için onlarca yıldır aralıksız şekilde mücadele yürüten ve bedel ödeyenleri terörist, işgalci addederken Heriri gibi eli kanlı bir eşkıyayı neyi karşılığında ağırladınız?…

(rr)

ANHA

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.